Assisili Aziz Fransua (1182-1226)

Fransua, Umbria’nın Assisi (Italya) kasabasında 1182 yılında, babası Pietro Bernardone, annesi Pika’nın, oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Mesleği tüccarlık olan bu zengin aile, oğullarının aynı mesleği sürdürmesini istemekte, ona refah içinde bir hayat yaşatmaktadırlar.
 
Bir hikâyeye göre çok uzun süre evlat sahibi olmayan anne Pika, Filistin’e giden eşiyle haç yolculuğuna çıkar, Beytlehem’de, Mesih İsa’nın doğduğu mağarada, büyük bir imanla, anne olma arzusunu Tanrı’ya sunar. Assisi’ye döndüğünde hamile olduğunu anlar. Ve kendi doğumu için de, Meryem Ana’nın İsa’yı doğurduğu yer gibi, kendisine ahırda bir yer hazırlatır. Yine hikâyeye göre Fransua, İsa’nın doğum yerinin benzeri olan bir yerde doğmuştur.
 
Aziz Rufin katedralinde, Yahya ismini alarak vaftiz edilmiştir. Ancak bu isim, O’nun kendisi gibi tüccar olmasını isteyen babası tarafından kısa bir süre sonra değiştirilmiştir. Fransua, mahalli kiliseleri olan Aziz Georgius okulunda okumuş, Latinceyi öğrenmiş, şiir sanatında burada özümsemiştir. Fakat hayatının bu dönemlerinde de, iş hayatında babasının yardımcısıdır.
 
1202 yılında Fransua yirmi yaşındadır. Bu devre Perugia ve Assisi de savaş başlamıştır ve Assisi yenilgiye uğramıştır, Fransua’da, Perugia zindanlarında prangaya vurulanlar arasındadır. 1203 yılında burada bünyesi zayıf düşmüş ve eve döndüğünde çok hastalanmıştır. Kendisini topladığında yine eski arkadaşlarıyla hayatının farklı bir yüzü olan neşeli ve şaşaalı zamanlarını paylaşmaya başlamıştır. Fakat içindeki boşluk hissinin her zaman farkındadır, bunun ne anlama geldiğini anlayamadığı bir devreyi yaşamaktadır.
 
Kilise’yi yenilemek, bir rahiplerin cemaatinin babası olmak gibi, Rab’den gelen ilhamları netleştirememiştir. Bu devrede Assisi’li bir asker gurubunun başında silahlı birliğe katılmakta karar vermiştir. Ancak, 1205 yılında, Spoleto yakınlarında verdikleri bir molada, rüyasında Tanrı’nın uyarısını alır. “Assisi’ye geri dön, bu yol senin yolun değil,” bunun üzerine Fransua Assisi’ye geri döner.
 
Bu dönüş sokak çocuklarının hakareti ile O’nun için büyük üzüntüye sebep olmuştur, bu ruh üzüntüsünü Fransua eğlenerek yaşadığı hayatıyla gidermeye çalışır. Böyle bir eğlence anında düşünceye dalar ve arkadaşlarının “Güzel bir kız kalbini mi yaraladı,” soruları karşısında kalır. O andan itibaren artık ‘Bayan Fakirlik’in’ yüzünü hayal meyal görmeye başlar, O’nun da hayatını değiştirip
İncil’e döndürmeye, İncil’i yaşamasının kararını verir.
 
Fransua, ‘Bayan Fakirlik’ ile ilk defa Roma’da karşılaşır ve o devre yine Roma’da O’nun için başka önemli bir olay gerçekleşmiştir. Petrus’un mezarı önünde dua ederken, karşılaştığı bir gurup dilenci ile kıyafetlerini değiştirmiş, ruhunu sevindiren ama canını acıtan kaba yünle temas etmiştir.
 
‘Bayan Fakirlik’ ile ikinci karşılaşması Assisi’de olmuştur. Yine o devre, Assisi’de bir cüzamlı ile karşılaşmış, şok yaşadıktan sonra kaçmayı düşüncesini yener ve onu öpmüştür. Cüzamlının hayatındaki rolünü, ‘Vasiyetnamesinde’, “Rab Tanrı, cüzamlı aracılığı ile benim tövbe edişimi başlattı,” diyerek açıklamıştır.
 
Ve Fransua’nın dua ettiği, kalabalıktan uzak, kiliselerin başında San Damiano gelmektedir. Sunak üzerinde asılı duran çarmıhtan, İsa’nın O’na “Fransua gel ve yıkılan evimi tamir et,” dediğini fark etmiştir. Aldığı bu uyarının üzerine, bütün parasını kilisenin papazına tamirat işleri için verir, ama papaz bu parayı istemez. O zaman Fransua o parayı kilisenin bir yere atar ve orada kalmak, kiliseyi tamir edip dua etmek istediğinin arzusunu bildirir. Ailesinin tüm ısrarlarına rağmen artık evine dönmeyeceğinin kararını onlara iletir.
 
Geriye evine dönmesinde ısrarcı olan babasına, şehrin ortasında ve episkopusun önünde “Şimdiye kadar yeryüzünde sana baba dedim, bundan sonra büyük bir inançla Göklerdeki Peder’imize, baba diyeceğim,” sözleriyle, evine dönmeyeceğinde kesin kararlı olduğunu bildirir.
 
Fransua’nın arzusu, tüccar olmak değil, İncil’in hayatının rehberi olmasıdır. Devamlı okuduğu İncil, silinmeyecek şekilde kalbinde yer etmektedir. Fransua’nın hayatını, ilk kaleme alan Celano’dan daha detaylı bilgileri öğrenebiliyoruz. Celano, ilk önce “Mesih’i tanıyorum, O bana yeter,” sözleriyle tanıtıyor,  bizlere Fransu’yı… Onun hakkındaki yazılarında, İncil’in izleyicisi, takipçisi, hizmetkarı, imanlıların parlak örneği, çağrısının temelinde İncil olduğunu, çok derin bir şekilde anlatıyor.
 
Kulaklarında Tanrı’nın “Kim babasını ve annesini benden çok severse, bana layık değildir,” sesi ve sözü yankılanmaktadır. Böylece Tanrı’nın hizmetine girer. 1207 de Gubbio’ya gider San Verecondo keşişleri ile beraber yaşamaya başlar. Daha sonra San Lazar kilisesinde tekrar cüzamlılarla karşılaşır ve kendisini onların hizmetine adar. Tehlikeli bir kurdu, halkın hayret dolu bakışları karşısında uysallaştırması da bu devreye rastlar.
 
Daha sonraki zamanlarda San Pietro della Spina kilisesinin ve Meleklerin Meryem Ana’sı kilisesinin tamirlerini yapar. Burada “yanınıza ne altın ne gümüş, ne ekmek ne herhangi bir para, ne giysi, ne değnek almayın, çünkü işçi beslenmeye layıktır…” (Luk 9, 3) sözünden yola çıkarak deri kemerini ilk defa bir sicimle değiştirir ve dilenmeye başlar. Bu devre Bernardo di Quintavalle adındaki tüccarla beraber kalmaktadır. Bernardo O’nun bir gece yere diz çökmüş “Tanrı’m ve her şeyim,” sözcükleriyle dua ettiğini görür, beraber Aziz Nikola kilisesine giderler, Fransua duası bittikten sonra İncil’i üç defa açar ve Tanrı’nın O’nun hakkındaki cevabını arar. Karşısına çıkan “Eğer mükemmel olmak istiyorsan git varını yoğunu sat, yoksullara dağıt, böylece gökyüzünde hazinen olacaktır…”(Mat 19, 21) sözleriyle karşılaşır.
 
Bu devrede, San Damiano papazı’nın geceler boyu rüyasında, Fransua’nın ağzından, kolları dünyanın uç noktalarına uzanan bir haçın çıktığını gördüğü zamandır. Papaz Silvestro, rüyalarının üzerine, Fransisken ailesinin ilk papazı olmuştur. Aile gün geçtikçe kalabalıklaşmaktadır. Ve Fransua “Dua ettiğiniz zaman ‘Göklerdeki Pederimiz’,” deyin, ya da “Sana taparız, Sana hamdederiz, Mesih İsa, çünkü Kutsal Haçınla dünyayı Sen kurtardın,” onlara daima bu uyarıyı getirmektedir. Kalbin ve vücudun nefsini kırmayı öğretmekte, ruha isyan eden tene karşı ve insanlara has bencil sevgiye karşı, kendi arzularının olabileceğini, bunlardan korunabilme uyarısı ile onları eğitmektedir.
 
Fransua Rivotorto’da bir gece dua ederken arkadaşları O’nu bir ateş arabası üstünde tur attığını ve olağanüstü bir ışık saçtığını görürler. O günkü Papa III. Innocentius ise bir vizyonunda Lateran Bazilikasının devrilmekte olduğunu, Fransu’nın omuzlarını yıkılan binanın altına dayadığını, mabedin eski sağlamlığına kavuştuğunu görür. Bunun üzerine O’na ve arkadaşlarına, tövbe vaazları vermeleri için izin verir.
 
Bundan sonra da 1209 yılında eski ve ıssız yerleşim yerleri olan Rivotorto, Fransisken tarikatının ilk resmi manastırı olur. 1210 yılında halk ve feodal beyler arasında barış anlaşması yapılır, Asisi üzerinde büyük özgürlük ışıltısı başlamış olur ve Fransua “Ruhlarınızda ve evlerinizde daima barış olsun,” sözlerini yineleyerek, insanlara barış ve esenlik getirmek ister. Onun cemaatini hızla genişletmeye devam eder.
 
Bu devrede, orada kalmak için yıllar önce tamir ettiği Santa Maria degli Angeli kilisesine gelirler. Belediktin keşişlerinden izin isterler, benediktin manastırı onlara, izin vermekle beraber yanında bulunan bir parsel toprağı da ilaveten hediye eder. Fransua bu kiliseyi kendi cemaatin merkezi olarak Meryem’in kalbine bağlar. Ve “selamet bu evin üzerine olsun,” sözleri ile dilenişlerini sürdürmeye devam ederler.
 
Assisi’de Assisi’li Favarone di Offreduzzi, eşi Madonna Ortalana, kızları Penenda, Klara, Agnes ve Beatris oturmaktadırlar. Klara kalbinde Tanrı çağrısını duymaktadır, Fransua ile birkaç görüşme yapar, her ikisi Tanrı olgusunda çok iyi anlaşırlar. 1211 baharında zeytin dalı takdisinde, Klara evinden ayrılmaya karar verir ve Santa Maria Degli Angeli Kilisesine, bundan sonraki hayatını yaşamak üzere, ailesinin tüm baskılarına aldırmayarak, kesin kararla gelir. Fransua, Klara’nın saçlarını tek hamlede keser ve böylece Tanrı’ya sunumu tamamlanır.
 
Klara, Fransisken cemaatine giren ilk kadındır. Kiliseden çıkarılarak başı örtülü ve Rahip giysileriyle, Aziz Pavlus manastırına, Benediktin rahibelerine götürülür. Daha sonra Fransua, O’nun için daha emin bir yer olarak Subasio eteklerinde San Angelo Di Panzo manastırını uygun görür, kısa sürede Klara’nın kardeşleri de orada onlara katılır.
 
Fransua, bedenin ne kadar zayıf olduğunu, eğer frenlenemezse, nasıl ruha karşı baş kaldırabileceğinin bilincinde olarak ve de kendisi de dahil, tüm rahiplere onların yanına girilmemesi emrini verir.
 
‘Fioretti’ kitabının anlattığına göre, artık Fransua, vaaz verme veya kendini duaya adama arasında çelişki içindedir ve Klara ve rahip Silvestro’nun fikrini almak için rahip Maseo’yu onlara gönderir. “Tanrı; O’nu yalnızca kendisi için değil, ruhları geliştirmek ve birçoklarını daha kazandırmak için çağırdı,” cevabını alır. Ve bundan böyle, vaaz verme fırsatlarının hepsini değerlendirir. Bir gün Cannara’daki vaazı sırasında kuşlar, başına, omuzlarına ve ellerine konmaya başlarlar, Fransua onları sessizliğe ve Tanrı’yı övmeye davet eder, aynı olay Alviano’da bir defa daha gerçekleşir. Kuşlar büyük bir itaat içinde, Fransua’nın sözlerine uyarlar. Orada bulunanlar için gördükleri çok önemli bir sahnedir bu...
 
Fransua’nın, Roma’da Jacopa dei Settesoli‘yi tanıması bu günlere rastlar. Ve ona Rahip Jacopa adını verir. Jacopa’nın Assisi’ye yerleşmesi, Fransua’nın ölümünden sonra gerçekleşmiştir. Hayatının sonuna kadar orada kalır ve Jacopa’nın kalıntılarını muhafaza eden sandık, Fransua’nın mezarının yanında bulunmaktadır.
 
Fransua’nın Jacopa’yı tanıdığı bugünlerde, şair William Divini de bir vaazı sırasında, Fransua’nın vucudunu iki kılıcın, birisi başından ayağına, diğeri bir elinden öbür eline, göğsünü delerek geçtiğini ve bir haç şeklini aldığını görür, büyük dehşete düşer ve bu ünlü şair o günden sonra Rahip Pacifico olarak yaşamını sürdürür.
 
1224 yılında Fransua çok hastalanır. Son defa olarak La Verna dağına çıkmak ister. Orada aldığı stigmalar (Mesih İsa’nin yaraları), Mesih İsa tarafından vücuduna basıldıkları halde, dayanılamayacak şekilde acı verirler, işte bu devre cemaatin idaresini bıraktığı zamandır. İlaç kullanmayı daima reddetmiştir, Kardinal Ugolino “Senin hayatın ve sağlığın hem rahiplerin hem de laik kişilerin, bütün kilisenin fayda sağlaması için çok gereklidir,” diyerek, ona ilaç kullanması için büyük baskı yapmıştır.
 
Fransua, tedaviyi kabul ederken, papaz kardeşleri için büyük nasihatlerde bulunmuştur. “Kutsal olun, çünkü O kutsaldır, Katolik kilisesine tam olarak sadık olun, sadakatten dışarı çıkıp pişman olmayanlar toplumumuzdan dışarı atılmalıdır,” sözlerini kuralı olarak bildirmiştir.
 
Kendisini takip eden tüm rahiplere ‘küçük kardeşler’ (Fratres Minores) olarak isim vermiştir. ‘Fratres Minores’ Cemaati (ordinis) olarak adlandırılmasını istemiştir, üç veya dörder kişi bir arada olmalarını, ruhsal saygı, sevgi içinde ve de arkadaş gibi yaşamalarını istemiştir. Ruha göre değil vücuda göre yaşayan rahiplere, uyarı getirilmesini ısrarla vurgulamıştır. Başkalarının günahlarını dikkate almayıp, kendi günahları üzerine düşünmelerini öğütlemiştir. Vaazlarındaki değindiği esas tema, melekler, insanlar, şeytanlar, kutsal mücadele, fakirlik, gökteki hükümdarlığı arzulama, Tanrı korkusu, tövbe ve selamettir.
 
Rahiplerinin bir tunik ve de bir kitapla yetinmelerini ister. Kuşların, onun için ayrı bir önem taşıdığını, çünkü tarla kuşunun başlığını din adamlarının başlığına benzettiğini, tüylerinin ise toprak rengi olduğunu, bunun kendi giysileri için,  renklerine örnek alınmasını belirtir. “Fakirlik, sizleri yaşayanların toprağına götürecek olan payınız olsun” diye arzularını özetler. Bir tunik bir iple zengin sayılmalarını, rahiplerinin iş bilmeyenleri varsa birer meslek öğrenmelerini, ruhun ılıklaşıpta, Tanrı’nın lütfunun ısısını kaybetmemelerini, kurallarının önemli bir bölümü olarak bildirir. Kalbinde köklenmiş bir şekilde Mesih’in haçı olduğunu, sabrının sonsuzluğunu, yaşam biçimi ve de öğütleriyle, kurallarında açıkça belirtmiştir.
 
Ve de, yine önemli bir olay olarak, Fransua’nın, La Verna dağına çıkarken kullandığı binek hayvanının sahibinin susadığını fark etmesi, onu kayaların arkasında Mesih İsa, sana su bıraktı diyerek, göndermesi ve  İsa’nın merhametiyle kayadan fışkıran suyun, aslında Fransua’nın sözleri olması, çok önemli olan kişiliğinin belirtisidir.
 
Fransisken cemaati her geçen gün daha da kalabalıklaşmaktadır. Fransua vicdanı katılaşanlarla daha çok ilgilenmektedir. Buna misal olarak, tövbe ettirttiği hırsızları ve çocuğunu aldırtmak isteyen kadınları engelleyişi gösterilebilir. Fransua; Her türlü bitkilerin ve her türlü hayvanların, kendisine İsa Mesih’in, haçını anımsattıklarını defalarca, anlatarak ve onlarla yaşayışında, örnek teşkil ederek, etrafında bulunan herkese, yaratıkların önemini, yaşamı boyunca öğretmiştir ve öğütlemiştir.
 
Fransua,1213 yılında, rahip Leone ile Monte Feltro kalesine çıkar. Oradaki kalabalık bir zümre olan, Kont ve Markizlerin kutladığı bayramda konuşma yapma iznini alır ve konuşmasına “O kadar büyük ki beklediğim, bütün acılar bana iyilik olarak ve güzel geliyor,” cümlesiyle başlar. Bu sözlerinden herkes çok etkilenir ve Fransua’dan oraya iki rahibini bırakmasını isterler, Fransua kabul eder ve Santa Maria degli Angeli’ye geri döner, İncil’i yaymak için hiç yorulmadan, dinleyenleri hem örneklerle hem de sözleriyle eğitmeye devam eder.
 
Fransua’nın tüm hayatının özeti olarak 1216 yılında Assisi’de affetme mucizevi olayı gerçekleşir. Duası anında kilisenin duvarlarında, göz kamaştırıcı bir ışık, melekler topluluğu içinde Mesih İsa ve Meryem Ana’yı görür. Duyduğu ilk söz: “İnsanların iyiliği için, ne lütuf istersin Fransua?“ dır. “Bu kiliseyi pişman olarak ziyaret edenlerin, günahlarının affedilmesini istiyorum” diyerek cevap verir. “İstediğin şey çok büyük, sen buna layıksın, vekilime git, bu isteğimi onaylasın;” sözünü duyar. Bunun üzerine Fransua hemen Perugia’ya doğru rahip Masseo ile yola çıkar. Papaya III. Honorius’a her şeyi anlatır. 1216 yılının 2. Ağustos günü büyük affetme (indulgenza) resmi bir şekilde ilan eder. Ancak bu affetme (indulgenza) itiraf sırrın şartıyla sadece Mesih İsa’nın kutsal yerlerini ziyaret edenlere verilmektedir.
 
Fransua beşinci, Haçlı seferi ( 1217- 1221) sırasında sultan Saladin’in yeğeniyle görüşür. Müslümanlara İsa’nın çarmıha gerilerek hepimizi kardeşi yaptığını söylemek ister, bu arzusunu üç defa yineler. İlkinde bindiği gemi kuvvetli esen rüzgar sebebiyle yola devam edemez. İkincisinde Fas’a yaya olarak giderken hastalanır. Üçüncü deneyiminde 1219 yılında Kutsal topraklara giden askerlerle aynı gemiye biner ve rahip Illuminato ile bu görüşmeyi gerçekleştirir. Bir insan tarafından değil, Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyerek, Sultan Malik al Kamil’in ordugâhına girebilmeyi başarır. Bir Hıristiyan olduğunu, İncil adına geldiğini anlatır onlara. Sultan bu ziyaretten çok memnun olur.
 
1221 yılı Aziz Mikail bayramında, hastalıkları nedeniyle, Cemaatin idaresini Pietro Cattani’ye bırakır. Cattani çok kısa bir süre sonra ölür, yeni vekil rahip Elia olur ve 1217 yılında Almanya misyonunun denenmesine karar verilir, bu mecliste genç bir rahip de vardır ve israrla Fransa’yı tanımak istemektedir. İşte bu Rahip, Padova’lı Antuan dır.
 
Fransua, sivil halk la da yakından ilgilidir 1221 de Laik Fransisken Cemaatini kurmuş, kurallarını belirlemiştir: Hıristiyan dinine tanıklık etmek, Katolik kiliseye itaat etmek, silah taşımamak, namuslu şekilde yaşamak, evlilik iffetini yerine getirmek. Bu kuralların aynen uygulanmasını istemiştir.
İşte bu devrede yine bir görüntü yaşamış, kendileri gibi giyinmiş, onlar gibi yaşamak isteyen, dünyanın her yerinden insanların bulunduğu topluluğun onlara katıldığını vizyonunda yaşamış ve bu vizyonu kısa sürede gerçekleşmiştir.
 
1223 yılında Noel zamanında çok sevdiği Giovanni’den Beytlehem’de doğmuş olan bebeğin yoksulluklarını, yemliğe yerleştirilişini, öküzle eşeğin arasında samanlıkta yatışını, simgeleyen bir ortam hazırlamasını ister. O görüntüde fakirliğin yücelişi, alçak gönüllülüğün sergilenişini, Hıristiyan Noel’ini, herkese tanıtmak istemiştir ve orada ayinini yapıp Efkaristiya’yı kutsamıştır. Bu tablo; Çocuk İsa’nın, kendi lütfuyla, Fransua tarafından, yeniden  hayata geçirilişi ve de gözler önüne getirilişidir.
 
Fransua, çok önemli bir olay olarak, 1224 yılında, La Verna dağında haça gerili İsa ile karşılaşmıştır. Gökten altı kanatlı, alev renkli baş melek Serafim’in inişini görmüş ve görünüş gözden kaybolduğu an, Fransua’nın elleri ve ayaklarında Mesih İsa’nınki gibi çivi izleri belirmiştir. Fransua, Mesih İsa’nın imajını kendisiyle beraber getirerek La Verna dağından inip, orada İsa Mesih ile beraber O’nun acıları paylaşmış olduğunu artık kesin olarak, büyük bir mutlulukla anlamıştır.
 
Ölümünden sonra Aziz Fransua Bazilikasına nakil edildiğinde, tüm Rahip ve Rahibeler aynı anda bu büyük ve önemli gerçekle karşılaşmışlardır. Fransua’nın hayatındaki mucizeler sayısız çokluktadırlar.
 
Çok hasta olduğu bir günde, canı Tuna balığı yemek  istemiştir. Bulunması mümkün olmayan balığı, Tanrı O’na üç tane Tuna balığını ve de beraberinde bir sürü karidesi, hiç tanımadıkları bir kişiyle göndermiştir. Ve; Fransua’nın hastalığı sırasında, Rab’be yalvarışlarından, çok önemli bir yapıt, İtalyan edebiyatının ilk çiçeği olan ‘Yaratıkların İlahisi’ (Kardeş güneş ilahisi) doğmuştur. Ayrıca Fransua, Aziz Damiano’daki fakir rahibeler için bir methiye daha yazmıştır. Bu methiyede Tanrı’ya adanmış hayatın ülküsü, fakirlikte yaşanan hayatın güzelliği, Tanrı’ya giden yolda yürümeyi kolaylaştıran, iffeti ve itaati yücelterek anlatmıştır.
 
1225 yılında, çok hastalanmıştır. İyileşmesi için her türlü tedavi denenmiştir.
Fransua bir gün ona bakan rahipten bir çalgı aleti bulmasını, bazı melodilerle bir türlü iyileşemeyen bedeninin, ruhunu ferahlatarak biraz rahatlamasını ummuştur. Bu anda Tanrı tarafından gecenin sessizliğinde, odasından çok güzel gitar sesleri duyulmaya başlamıştır.
 
1226 yılında tedavisi için Siena’ya götürülür. Gözleri göremediği için, yüzünden çok ağrılı bir ameliyat geçirmesi gerektiğinde de, bunun için demirler kızdırılmış, her kesin korku içinde olduğu bu anda, Fransua kızgın demirlere  “Yaratan’ın hatırı için bana nazik davranın,” diyerek ricada bulunmuş, ateşi de kutsamıştır. Korkulu bakışlarla orada bulunan herkese, ateşin sıcaklığını ve kızgın demirlerin acısını hiç hissetmediğini söylemiştir.
 
1225-1226 kışında Siena’da yine gözleri için bir doktor bulunmuş, fakat Fransua’nın kan kustuğu bu devrede, artık Assisi’de Santa Maria Degli Angeli kilisesinde ölmeyi arzu ettiğini tüm arkadaşlarına bildirmiştir.
 
Fransua, tüm çabalara rağmen iyileşememiştir. ‘Yaratıkların ilahisi’ndeki (Güneş Kardeş İlahisi) eksik olan son kıtayı eklemiştir: “Övgüler Senin olsun Ya rab, bedensel kız kardeşimiz ölüm için, çünkü yaşayan hiçbir insan ondan kaçamaz”. Onun son sözlerinden Benim yapamayacağımı, her şeye kadir Olan yapsın;” ve “Tanrı sevgisinde yaşayın, her zaman O’nda kalın,” büyük bir önem taşır.
 
Ölümünden hemen önce, Klara ve Rahibeleri takdis etmiş, Roma’daki Jacopa’yı  da görmek istediğini bildirmiştir. Tam o anda Jacopa’nın kapıda olduğu görülmüştür. Bu Fransua’nın Tanrı ile arasındaki diyaloğun çok önemli bir örneğidir.
 
Ölmeden önce herkesten af dilemiş, kurduğu Cemaatin tüm üyeleri ve doğduğu şehir olan Asisi için dua etmiştir. 3. Ekim. 1226 yılında, “Tanrı beni çağırıyor,” diyerek, kendisini soydurtup soğuk toprak üzerine bırakmalarını istemiştir. Fakat Aziz itaatine göre O’na tekrar tuniğini giydirmişlerdir. Ölüm anındaki son sözleri “Ya Rab, Sana teşekkür edebilmem için, ruhumu hapishaneden çıkart, hak edilen bedel için, ermişler beni bekliyorlar” demiştir. Ve 44 yaşında, kalp atışlarının durduğu andır bu…
 
Assisi’de tüm çanlar çalmaya başlamış, cenaze töreni de 1228 yılında
“Recolentes” kararıyla, Papa IX. Gregorius’un Fransua’nın anısına, tüm hıristiyan dünyasından topladığı yardımlarla, inşasına başlanan, Aziz Fransua Bazilikasında, yapılmış ve bir taş lahite koyulmuştur.
 
İlk Fransisken kilisesi olan, Aziz Fransua Bazilikası’nın inşaatı 1230 yılında tamamlanmış olup, naaşın nakil tarihi 25. Mayıs 1230 Pentekost bayramı arifesi, gününe rastlamıştır. Fransua’nın cesedi, kilisenin alt katının sunağının altına, parmaklıklarla kapatılıp muhafazaya alınmış bölüme  yerleştirilmiştir. Ve, 19.Temmuz.1228 yılında  IX. Gregorius, Fransua’ya Azizlik ünvanını vermiştir (Karar: ‘Mira circa nos’).
 
Kutsal mezardan yayılan ışık, Fransisken parolası “HUZUR VE İYİLİK SİZİNLE OLSUN,” sözleriyle, ziyaretçilerini, Mesih İsa’nın sevgisiyle karşılamaktadır. Ve halen Assisi; “Rab’bim bugüne kadar bana emanet etmiş olduğun bu aileyi, şimdi de ben sana emanet ediyorum” sözlerinin yankısıyla, Fransua’nın ışığını, bütün dünyaya yaymaktadır ve yayacaktır.
                                                                                
Mira Akarsu

 Üst sayfa