PADOVALI AZİZ ANTUAN (1195-1231)

Aziz Antuan, 1195 yılında, Portekiz’in Lizbon şehrinde doğmuş, varlıklı bir aile olan Teresa Tereja ve Martino’nun, Fernando de Buglioni ismini verdikleri oğullarıdır. İlkokula Episkoposa bağlı bir okulda başlamış, daha sonra ruhani amcasının ders verdiği bir katedralde öğrenimine devam etmiş ve şövalye olmak üzere askeri bir okula gönderilmiştir.
 
Ancak Fernando, imanı yüksek kilise hayatını daima tercih etmiş, duaların kendisini çok etkilediğinin Tanrı’ya her dua edişinden sonra daha da çok yaklaştığının bilincindedir. “Bazı arkadaşlarım gibi savaşçı olmayacağım ve de yaşamımı babamın zenginliklerini değerlendirmeye ve artırmaya çalışmakla geçirmeyeceğim, kalbimi ve aklımı tatmin eden, daha büyük bir ideale, bir Rahip olmaya kendimi adayacağım” düşüncesi içindedir.
 
Hayatının daha sonraki dönemlerinde Papa IX. Gregorius onun idealinin derinliğini “Gerçekten bu Peder, Eski Ahit Sandığı ve Tanrı’sal kutsal yazı dolabıdır,” sözleriyle doğrulamıştır.
 
Aziz Antuan’ın hayatını anlatırken; O’nu, O’nun kendi sözlerinden anlatmak çok daha açıklayıcı olacaktır. Şöyle demiştir bir vaazında: “Vicdan azabı, günahtan doğru yola çağıran, Tanrı sevgisinin sesinden başka bir şey değildir”. Ve: “Tanrı sevgisi için, haksızlıklara, işkencelere tahammül etmek mükemmel bir mutluluktur, bu her zaman için geçerli bir gerçektir”. Yine bunun gibi başka bir sözü bulabiliriz: “Sevgi ve barış Rabbin adına savaşmalıdır, ve diğer bir sözü: “Hayat bir köprüye benzer, devamlı kalmak için değil, bir geçiş içindir”. Ve yine O’nun bir sözü: “Dua eden bir kimse yükseğe doğru uçan bir kuşa benzer, göksel alana varmak için, yeryüzünden kalkarak yükselir, işte dua; yükseklere doğru yönelen bir kalptir”.
 
O’nun bu önemli sözlerinden anlaşılacağı gibi, imanının yüksekliği, Mesih İsa’yı vaaz eden görevi her geçen gün daha fazla artıp, bir aşka dönüşmüştür.
Aziz Antuan’ın kutsallığını geliştirmesi, sezgi içinde yaşaması, her şeyde Tanrı’yı bulmasından geçer. Aziz Antuan yaşamı boyunca İsa’nın gizemini paylaştığı için, Tanrı’nın insanlar arasında yaşayan arkadaşı olmuştur. Vaazları, mistik yorumları; Tanrı’nın düşündüğü gibi düşünmek ve Tanrı’nın istediği gibi, olmasından çok daha etkileyici olmuştur.
Tanrı, Aziz Antuan’ı içinde bulunduğu Aziz Agustinus cemaatinden (ordinis), 1209 yılında Assisili Fransuva’nın kurduğu, ‘Küçük kardeşler’ Fransisken cemaatine (ordinis) geçmesini istemiştir. Böylece Fernando, Coimbra Olivais Fransiskenlerine katılmış, orada Fransisken cübbesini giyip, Antuan adını almıştır.
 
Bu devrede Afrika’ya gidip İncil’i vaaz etmek, Tanrı’yı tanıtmak arzusunu duymuş, 1220 yılının sonlarında Afrika’ya gitmiş ancak çok ağır hastalanarak 1221 yılında Sicilya’ya geri dönmüştür.
 
Ve de,1212 yılında Fransua ve Fransisken gurupları Assisi’ye doğru yola çıkmışlardır. Aralarında Antuan da vardır. Fransisken keşişler Apenini’lerin Forli’ye doğru alçalan bölgesinde, çalışıp dua ederek günlerini geçirmektedirler, Antuan da onlardan daha üstün kültürü olmasına karşın, “Bir rahip için, itaat etmek, mutluluğun altın kuralıdır,” düşüncesiyle her türlü yardımı üstlenmektedir.
 
1223 yılında Rimini de “Aziz Fransua’nın çiçekleri” isimli kitabı, Antuan’ın dinden sapmış kişilerle olan mücadelesini en etkili biçimde anlatmaktadır. Aziz Antuan’ın mucizeleri, bu mücadele günlerinde başlar. Vaazını dinlemek istemeyenlere karşı, Antuan, balıkları davet etmiş ve onlara hitap etmiştir. O’nu dikkatle dinleyen balıkları gören sapkınlar, Tanrı yolunun sözcüsü olduğuna inanmışlar ve Tanrı’ya dönmüşlerdir. Yine Rimini’de ikinci bir mucize gerçekleşmiş, Antuan’ın gösterdiği Efkaristiya’ya, sapkın Bonvillo’nun eşeği diz çökmüştür. Ve yine orada Antuan’ı zehirlemek isteyen, O’na zehirli yiyecek ikram eden bir guruba, Antuan: “Beni niçin zehirlemek istiyorsunuz?” diye sorarak, kendini ispatlamış, o yöredeki tüm sapkınların Tanrı’ya dönüşünü sağlamıştır.
 
Ve bunlardan sonra Antuan Assisi’ye gitmiş ve Fransua onu 1224 yılında, İncil’i vaaz etmesi için Güney Fransa’ya göndermiştir. Bir kişinin aynı anda iki farklı yerde bulunması (bilocasion) olayı Antuan’da burada gerçekleşmiştir. Paskalya günü Limoges katedralinde vaazını kesmiş, başka bir yakın Fransisken kilisesinde, Alleluya’yı söyleyip, geri dönüp vaazına kaldığı yerden devam etmiştir.
 
Yine aynı kasabada vaaz verdiği bir sırada, bir kadının “oğlum öldü” haykırışlarına, oğlunun evde olduğunu, ölmediğini Tanrı’sal bir esinleme ile söylemiştir. Yine Limoges’te açık havada verdiği vaazında, hiç kimsenin ıslanmayacağını söylemiş, yağmurun o bölgeyi atlamasıyla, orada bulunan herkesi mucizesi karşısında hayrete düşürmüştür. 1226 yılında Aziz Fransua ölmüş, genel Fransisken meclis toplantısı yapılmış, 1227 yılında Antuan kuzey İtalya’nın Emilia başrahibi olarak seçilmiştir. Buradaki görevinde ilk mucizesi oğlu ölen bir babaya, ölmüş oğlunu kucağına alarak, sağlıklı halde gülümseyen bir yüzle, tekrar babasına emanet etmesidir.
 
Antuan 1229 yılında Padova’ya Fransisken manastırına gitmiştir. Çok sayıdaki kişi onun cemaatini benimsemiş, bunlar arasında asil Luca Belludi Fransisken’lerin gri cübbesini giymiş ve Elena Enselmini de Klara’nın duvağını takmış, rahip Antuan’ın en içten dostları ve yardımcıları olmuşlardır. Rahip Antuan’ın, oradaki vaazları özellikle fakirleri koruma, tefecileri uyarma kapsamındadır ve fakirlerin kurtuluşu için tefecilere karşı büyük bir savaş vermiştir. Bunun içindir ki, fakirler ona çok güvenmişlerdir ve bu inanç halen aynen böyle devam etmektedir.
 
Bir vaazı nedeniyle bulunduğu Floransa’daki bir tefecinin cenaze töreninde çok önemli bir mucizesini daha gerçekleştirmiştir. İncil’deki “Hazinen nerede ise yüreğin oradadır,”(Mat 6, 21) sözünü söyleyip, gidin ve bu tefecinin kasasını açın, paralarının yanında kalbini bulacaksınız demiş ve onun bu sözü, gidip bakan ve kalbi orada görenlerde çok büyük hayret ve ona karşı büyük inanç uyandırmıştır.
 
En önemli mucizelerinden birisi olarak, vaazı için hazırladığı metinlerin çalınması ve Antuan’ın dualarından sonra çalan kişinin vicdani rahatsızlık duyarak, onları geri getirmesidir. Bu mucize günümüz için de çok önemlidir. Her kaybı olan kişi özel olarak Aziz Antuan’dan yardımını ve Onun yardımının Tanrı’dan kabulünü ister.
 
Antuan; önüne geçilemeyen öfkeye, kıskançlığa, öç almanın derin arzusuna çok karşıdır ve Toskana’nın bir şehrindeki vaazında, öfke ve hüznü konu olarak alır. Burada öfkeli bir kocanın döverek yatağa düşürdüğü, ölmüş olan karısını, dua ederek ve halkın da bu duaya iştirakini sağlayarak, ölü eşini diri olarak kocasına teslim etmiş, önemli bir mucizesini daha gerçekleştirmiştir.
 
Antuan, Padova’daki bir duası sırasında kendisine annesini tekmelediğinin üzüntüsünü anlatan bir çocuğa “eğer ayağın kötülük yapmana neden oluyorsa, onu kes ve kendinden at,” (Mar 9, 45) sözüyle yanıt vermiş, çocuk ta bir çılgınlık yaparak balta ile ayağını kesmiş, Antuan, takdis ederek çocuğun ayağını yerine yapıştırmıştır. Bu dramatik olayın mucizesi Padova St. Antuan bazilikasında, Antuan’ın mezarını çevreleyen duvarda rölyef olarak halen ziyaret edilmektedir.
 
Commachio şehrinde dalgalar arasında boğulmuş, cesedi sahile vurmuş bir çocuğu dua ederek, sağlıklı halde ayağa kaldırmıştır. Antuan’ı artık herkes tanımaktadır, Tanrı adamı olarak ünü her yöreye, her gün daha fazla yayılmaktadır. Kaynar sudan yanıp, çığlıklar içinde kendisini kaybeden bir çocuğu da, dua ederek yerden ufak yanık izleriyle kaldırıp, güler yüzüyle ailesine teslim etmiştir. Tüm bu mucizelerini Tanrı’dan yardım isteyen dualarıyla gerçekleştirmiştir.
 

Rahip Antuan hayatında birçok tecrübe yaşamıştır. Üniversite profesörü, manastır başpapazı, genel başpapazı (provincialis) papazı olmuştur. Kuzey İtalya’da ve güney Fransa’da, hatta Papa’nın önünde bile çok derin vaazlar vermiştir. Halkın tüm kesimi ile büyük dostluk kurmuştur. Çocukları çok sevmiştir. Aziz Antuan tüm zamanların ve yerlerin çocuğunu kollarına almış tır, dünün ve bugünün çocuklarını da aynı eşit şefkatle sevmektedir.
 
Aziz Antuan’ın üçüncü dostu Kont Tiso, onun çocuk Mesih İsa ile birlikteki görüntüsüne tanık olmuştur. Antuan bu gördüğü olayı kimseye söylememesini istemiştir ondan… Bu mucizesi ancak ölümünden sonra kont Tiso tarafından açıklığa kavuşturulmuştur.
 
Bir ayrı mucizesi ise; IX. Gregorius tüm kardinallerin katılacağı toplantının açılış konuşması için rahip Antuan’ı görevlendirmiştir. Bu toplantıdaki herkes başka ülkelerden gelmiş olup, ayrı lisanları konuşmaktadır. Vaazındaki konuşmalarını mucize olarak herkes kendi lisanı ile dinlemiştir.
 
Rahip Antuan, 1230 yılında Roma’dan kuzeye doğru yola çıkmıştır. Ve artık öleceği ve ölümünden sonra ebediyen kalacağı yer olan Padova’gelmiştir. O artık Padova’lı Antuan dır.
 
Antuan,1231 yılı Mayıs ayı sonlarında Compasampıero ‘da ki bir ceviz ağacının dalları arasında meditasyon (derin düşünme) yapması için bir kulübe yapılmasını rica eder. Bir müddet o kulübede meditasyon yapma şansı olur ancak oraya da onu tanımak isteyenler, onunla olmak isteyenler ulaşmayı başarırlar. O ceviz ağacının bulunduğu yerde şimdi Saint Antonio al Noce adında bir Klaris manastırı bulunmaktadır. 1432 yılında ceviz ağacının olduğu yerde küçük mabedin sunağı yapılmış ona Ceviz ismi verilmiştir.
 
Rahip Antuan’ın sağlık durumu günden güne kötüleşmektedir. İşte bu günlerin birisinde, dostu Tiso, odasında Antuan’ı dua ederek aşağı yukarı doğru yürürken, birden bire diz çöktüğünü, yüzünün ışık saçtığını ve göğsüne bir bebeği bastırdığını görür. Bu görüntü Antuan’ın bebek İsa’yı kolları arasına alma lutfuna sahip olduğu andır.
 
1231 yılındaki Karem vaazı Antuan’ın son konuşmasıdır. Konuşmaları çok kalabalık guruplar dahilinde dinlenmektedir ve konuşmaları sırasında büyük bir sessizlik hakimdir. Ruhlar vaazcı Antuan’a yükseltilmiş haldedir. Herkes ona dokunabilme çabası içindedir. Artık her yerde çok büyük takdir ve hayranlık la karşılanmaktadır. Antuan bu özel konumunda duygulanıp, titreyen sesiyle şehri takdis ederek “Ey Padova sevin, büyük bir hazineye sahipsin,” demiştir. Sahip oldukları hazine Azizin kendisidir. 720 seneden beri Padova Aziz Antuan’ın bedenini muhafaza etmektedir.
 
Seçtiği bu şehir, orada öldüğü için, göklerde doğduğu şehirdir. 13. Haziranda, Compasampiero Rahiplerinden, Sancta Maria Mater Domini kilisesine yakın olarak ölmeyi arzuladığını ve kendisini Padova’ya götürmelerini rica eder. Ve orada “Rabbimi görüyorum “ diyerek son nefesini verir. Bütün şehir büyük misyonerin ölüm yolculuğunda son derece üzgündür. 17. Haziran.1231 günü naaşı gömülür.
 
Capo di Ponte halkı ve Padova‘daki yaşayanların  içinde,  hiçbir ölümün olmaması, Aziz Antuan’ın ölümünden sonraki ilk mucizesidir. 1263 yılında Antuan’a Azizlik unvanı verilir. Kalıntıları 8. Nisan’da Santa Maria Mater Domini kilisesinden, yeni yapılan kiliseye taşınır. Burada yine büyük mucize gerçekleşmiştir. Mezarı açıldığında, kemikleri hariç her yeri çürümüş Aziz Antuan’ın dili, aynen yaşadığı zamanlardaki gibi kalmıştır. Kutsal dil; Kutsal emanetler arasında yerini almış, Basilica del Santo’nun hazine kısmında halen ziyaret edilmektedir.
 
Tüm sanatçılar Aziz Antuan’ın çeşitli tasvirlerini yapmışlardır, onu kalplerinde taşıyarak, ruh gözüyle görmüşlerdir, bugünlere kadarda onun koruyuculuğuna sığınmaktadırlar. Ve bu sığınma, sanatçıların yanı sıra, tüm herkes için hayat boyu da devam edecektir.
 
Bizim için de duacı ol Aziz Antuan…
 
                                                       
Mira Akarsu
 
 
 
 

 Üst sayfa