Türkiye'deki Fransisken Konventual Kardeşler

İstanbul
 
İlk Fransisken Kardeşler (Rahipler), Boğaziçi kıyılarına 1220 senesinde gelmişlerdir. Fransisken topluluğunun kurucusu ve Fransisken’lerin Babası Aziz Fransua, kardeşlerini İstanbul’a bizzat kendisi göndermiştir ve onların Kıdemli Kardeşi (Başrahibi) olarak Aziz Benedetto Senegallia Arezzolu atanmıştır.
 
Bu devre; İstanbul’da Latin İmparatorluğu'nun olduğu zamanlardır. İlk kardeşlere kalmaları için Maria Kyriotissa Kilisesi tahsis edilmiştir ve onlar orada manastırlarını kurmuşlardır. Bugün bu kilise cami olarak kullanılmaktadır (Kalender Camisi).
 
Aziz Fransua, aziz ilan edildikten sonra kardeşler yeni bir kilisenin inşasına karar vermişlerdir ve Galata Meydanı'nda Aziz Fransua Kilisesi'ni kurmuşlardır. Yeni kilisede yaklaşık olarak 360 sene Latin Katolik cemaatine hizmet vermişlerdir. 1306 yılında Maria Kyriotissa Kilisesi’ni bırakmak zorunda kalmışlar ve bütün kardeşler toplu olarak, Galata’daki Aziz Fransua manastırına yerleşmişlerdir.
 
1453 yılında Fatih Sultan Mehmet‘in İstanbul’u feth etmesinden sonra kilise hemen camiye çevrilmemiş ve 1697 yılına kadar hizmet vermiş; faaliyetine devam etmiştir. 1639-1660 yılları arasında iki yangın yaşanmış ve her iki yangından sonra da kardeşler kiliseyi tekrar tamir etmişlerdir. 1697 yılında üçüncü defa yaşanan yangından kilise kurtulmuştur, fakat bu dönem ise kilisenin camiye çevriliş zamanıdır (Yeni Cami).
 
Fransisken Kardeşler, yeni bir kilise inşa etmek için uzun süre beklemişlerdir. 1721 yılındaki ferman ile Pera’da yeni kiliseyi gerçekleştirmek mümkün olmuştur. Üç yıl süren inşaattan sonra basit ve mütevazı ahşaptan yapılan yeni kiliseyi gerçekleştirebilmişlerdir ve kilise 1724 yılında ibadete açılmıştır.
 
Pera’da Aziz Fransua Kilisesi zaten mevcut olduğu için bu yeni kiliseyi Aziz Antuan’a ithaf etmek istemişler ve ona Aziz Antuan Kilisesi ismini vermişlerdir. 1762 yılında çıkan bir yangın kiliseyi harap etmiştir. Kardeşler; kilisenin kullanılamaz durumundan dolayı Babı -Ali’den yeni bir kilise inşa etmek için izin istemişlerdir. Sultan, taştan yapacakları kiliseyi oluşturmaları için onlara izin vermiştir.
 
1777 yılında Kafrdeşler, yaptıkları bu kiliseyi daha da büyütmüşlerdir ve restorasyonla daha güzel bir hale getirmişlerdir. Restorasyon 1799 yılında tamamlanmıştır; manastırın tamamlanış tarihi ise 1815 yılında gerçekleşmiştir.
 
1836 yılında yeniden meydana gelen yangın, kiliseyi küle çevirip kullanılamaz hale getirmiştir. Bu kez kilisenin imha edilmesi durumunda kalınmıştır.
 
1904 yılında, İstanbul’da yapımına karar verilen tramvay taşımacılığı için kilisenin büyük bir parçası devlet tarafından alınmıştır. Kardeşler daha büyük bir kiliseye ihtiyaç duydukları için, onu nasıl büyütebiliriz düşüncesinden ziyade, yeni bir kilise gereksinimleri için başka bir yer araştırmaya başlamak zorunda kalmışlardır.  
 
Böylece; 23 Ağustos 1906 yılında bugünkü Sent Antuan Kilisesi'nin inşası başlamıştır. Kilise’nin inşaatı 1913 yılında sona ermiş; tamamen bitmiş ve 16 Kasım 1913'de “Sent Antuan Kilisesi" olarak takdis edilerek hizmete açılmıştır.
 
Kilisenin önemli tarihleri:
  • 1967 yılında Papa VI. Paul  Türkiye’ye ziyarete gelmiştir. Bu ziyaret Sent Antuan Kilisesi’nde bir Papa’nın kutladığı ilk ayin vesilesidir.
  • 1986 yılında, ilk dinler arası diyalog çerçevesinde yapılan ekümenik dua, ‘Assisi’nin Ruhu’ İnsiyatifidir.
  • 1987 yılında XII. yüzyıl Nikea (İznik) Konsili Ekümenik Kongresi'nin Kutlanması. (Bu kutlama çok büyük bir ayinle gerçekleşmiştir)
  • 2006 yılında, ilk taşın konulmasının yüzüncü yıl dönümü kutlaması yapılmıştır.
Fransisken Konventual Kardeşler, Osmanlı İmparatorluğu zamanında başka şehirlere de yerleşmiştiler: Şam (Süriye), Alexandropolis, Karaağaç (Edirne), Tekirdağ (Rodosto) ve Büyükdere.  
 
Büyükdere
 
1700 yılından sonra Katolikler, özellikle İtalyan uyruklu aileler, farklı sebeplerle İstanbul’a gelmişler ve Boğaziçi kıyılarında, Karadeniz’e yakın yörelere yerleşmişlerdir. Sent Antuan Kilisesi'ndeki kardeşler, Hıristiyan cemaate daha yakın olabilmek için, yakına gelmeye başlamışlardır. Böylece 1815 yılında küçük bir kilise inşa edilmiştir; iki yıl sonra da bağımsız resmi Katolik bir mahalli kilise (Parrocchia) kurulmuştur.
 
1866 yılında tuğla duvardan inşa edilen yeni bir kilise açılmıştır. Bugüne kadar halen faaliyetini sürdüren bu kilise ‘Azize Meryem’in doğuşu’ ismini taşır.  1880 ve 1910 yılları arasında bu kilise cemaat için en verimli zamanlarını yaşamıştır. Bu dönemde Rahibeler de gelmişler ve bir okul inşa edilmiştir.
 
Birinci Dünya Savaşı sıralarında, bu kilise en kritik zamanını yaşamıştır. Savaş sonrası ise yeniden hizmet hayatına normal olarak devam etmiştir. 1985 yılında kilisenin ve manastırının binaları Fokolarini Cemaati'nin hizmetine girmiştir.
 
2008 yılında Fransisken Konventual Kardeşler yine kiliseye geri dönmüşlerdir ve bu kilisenin cemaati az sayıda olmasına rağmen ibadet ve dua hayatı halen devam etmektedir.
Manastır 2011yılında, yine resmen kurulmuştur.    
 
İzmir
 
İzmir’deki Manastırın resmi kuruluş tarihi 19 Mart 1997 tarihi ile kayıtlıdır, ama buradaki Fransisken Konventual Kardeşler'in varoluşları birkaç yıl öncesine dayanmaktadır. Kardeşler Karşıyaka’daki  Azize Helen Kilisesi'nde kalmışlar ve cemaate hizmet etmişlerdir. Kardeşlerin hedefi, bu kilisede kaldıkları yıllar boyunca, en iyi niyetleriyle herkesle çok iyi bir diyalog içinde yaşamak istemeleridir ve yaşanan hayat araclığıyla Yüce Tanrı’yı övmek onların tek arzusudur.
2011 yılında, başka şehirlerde daha büyük ihtiyaç hissedildiği için Konventual Kardeşler, Azize Helen Kilisesi'ni bırakmışlardır ve İzmir Episkoposu tarafından kilise geriye alınarak İzmir Diyosezi'ne bağlanmıştır.
 
İskenderun
 
İskenderun Katolik Kilisesi, Anadolu Episkoposluk merkezidir. Cemaati az sayıda olmasına rağmen manastır hayatının geleceği uzundur. Orada ilk önce Karmeliten Kardeşler yaşamışlardır, onlardan sonra da Fransisken Kapüsyen Kardeşler kalmışlardır. 2003 yılından sonra ise Fransisken Konventual Kardeşler gelmişlerdir ve halen de görevlerini sürdürmektedirler. 2011 yılı,  Konventual Kardeşler için manastırın resmi kuruluş tarihidir ve kardeşlerimizin en büyük görevi ve arzusu, umutla İncil’in idealini yaşamak ve yaşatmaktır.
 
P. Alphonse Sammut
 

 Üst sayfa