Aziz Domenico ve Vaiz Rahipler (Domenikenler) Düzeni

Aziz Domenico üzerine bir kitap yazdığımda, onun insani ve coşkulu profilinin havarisel profiline şekil verdiğini düşünebiliyordum. Bugün bundan pek emin değilim. Peki, Domenico'nun insani ve coşkulu profilini şekillendiren havarisel deneyim neydi?
 
Ancak, Domenico'nun kişiliğinin şu üç unsurunun birbiriyle yakından ilişkili olduğunu ve böylece onları ayrı ayrı düşünmenin mümkün olmadığını not etmek önemlidir. Bu, maneviyat ile misyonun, temaşa hayatıyla ve havarisel yaşam arasındaki yanlış bir çatışmayı çözmemize yardımcı olur.
 
İncilci yaşam sadece havarisel görev için bir hazırlık değildir, bu sadece maneviyatın bir eki değildir. Domenico nezdinde, aile içi deneyim ve onun havarisel aktivitesi birleşik olarak doğar, birlikte yürür ve tam olgunluğa ulaşmak için birleşirler. Bunu Kilise’nin bu anlarında dikkate almak çok önemlidir: Nitekim çok fazla spiritüelci eğilim ve çok fazla seküler çekicilik vardır ...!
 
 
Havarisel bir adam: Domenico
 
Kilise onu böyle tanımlamaktadır. Fransiskenlerr ve Dominikenler, Francesco ve Domenico'nun ilgili bayramlarında söyledikleri ezgi budur. "Seraficus Pater Franciscus et Apostolicus Pater Dominicus ..." Birlikte olmanın, kucaklaşmanın ve kutlamanın geleneği kaybolmamalıdır.
 
Domenico boş zamanlarını havarisel faaliyetlerine adamaz. Çünkü tam zamanlı bir elçidir, sokakta yürürken ya da kardeşleriyle birlikte dua eder ve vaaz verir. Yerleştiği yerde, bir havaridir, inandığı ve yaşadığı İncil'e tanıklık eder.
 
Bu açıktır, çünkü: Her havarisel faaliyetin kaynağı, İncil'in kurtarışına, özgürleştirici ve memnuniyet verici gücüne sarsılmaz bir inanç olarak Allah’ın bir tecrübesi olmalıdır. Bunun için hücresinin ya da manastırının sessizliğinde Osma korosunda ya da sokakta dua ediyor, meditasyon yapıyor, temaşa ediyor, sessizlik içinde kalıyor, ilahi söylüyor...
 
Saint Benedikt’i tanıyor. O manevi bir hocadır. Ancak kendisi için bunu saklayamaz: Ne gördüğünü ve duyduğunu söylemelidir. Ayrıca Aziz Augustinus’u ve onun havarisel kurallarını da tanıyor. Ama her şeyden önce İsa'nın Müjdesini biliyor.
 
Yol katederken İncil’e dair olan büyük bir cehaleti gördü ve nihayetinde çok fazla şaşkınlık ve acı çekti. Mutlu olmak için, İsa'nın Müjdesini görmezden mi gelmeliyiz? Yoksa tam tersi mi? Kendisi denedi: Müjde'yi vaaz ederek, belki de, Kilisenin ve toplumun birçok şeyi tamir edilebilirdi.
Ne de olsa, bu Kilise'nin ilk göreviydi: İsa'nın müjdesini sözle ve yaşamla ilan etmek, Ortaçağ insanının dediği gibi, verbo et exemplo (sözle ve örnekle).
 
Papa VI Pavus, Kilise’nin İncil müjdeleme görevinden bahsederken, “Vaaz vermek onun görev çağrısıdır, bu onun misyonudur” dedi. Bu aynı zamanda, Papa 2. Yuhanna Pavlus’un tarafından dile getirilen arzusu olarak Yeni Müjdeleme için de geçerlidir. İncil'in ilanı, insanlığa en iyi ve en etkili hizmetimizdir. Müjde sadece bizim için değil, dünyadaki tüm erkekler ve kadınlar içindir.
 
Domenico için havari olmak, Hristiyan olmanın ya da Mesih'in şakirdi veya takipçisi olmanın olağanüstü bir şeklidir.
 
Merhamet ve acı çeken insanlıkla olan temas
 
Bu, Domenico’nun havarisel görevinin kaynağıdır. O bunu icat etmedi, ne de ilahi bir ilhamla geldi. Çağıran ve kendisi tarafından aranması gereken Allah’ın kendisidir. Genelde meydana gelen şey, Allah’ın beklenmedik şekillerle, normalde insan karmaşası içinden çağırmasıdır.
 
Musa ve Domenico
 
Bir anlığına Musa’nın, Yeremya’nın, Yeşaya’nın, Amos’un, Petrus ve Pavlus’un çağrısı üzerinde düşünerek meditasyon yapalım. Bu nedenle Çıkış Kitabı 3,7-10 bölümü üzerine durmaya değerdir: “RAB, "Halkımın Mısır'da çektiği sıkıntıyı çok iyi biliyorum" dedi, "Angaryacılar yüzünden ettikleri feryadı duydum. Acılarını biliyorum. Bu yüzden aşağıya indim.
 
Onları Mısırlılar'ın elinden kurtaracağım, o ülkeden çıkarıp geniş ve verimli topraklara, süt ve bal ülkesine, Kenanlılar'ın, Hititler'in, Amorlular'ın, Perizliler'in, Hivliler'in, Yevuslular'ın topraklarına götüreceğim. İsrailliler'in feryadı bana erişti. Mısırlılar'ın onlara yapmakta olduğu baskıyı görüyorum. Gel, halkım İsrail'i Mısır'dan çıkarmak için seni Firavun'a göndereyim."
 
Ağlayan insanlar Musa'yı çağıran Allah’ın sesidir. Çağrısını keşfetmek isteyen, halkın ağlamasına dikkat göstermelidir. Ağlayışı dinleyenin hiçbir bahanesi yoktur.
 
Domenico’nun çağrısı, ortaçağ insanlarının karmaşasının tam orta yerinden doğmuştur: Toplum özgürlük, adalet, paylaşım için ağlarken... Kilise, reform için bağırıp İncil’in özüne dönünlmesi çağrısı yapmaktadır. Dini rahiplik yaşamı, İncil yoksulluğu ve kardeşçe yaşamı için haykırmaktadır. Hepsinden önemlisi, zavallılar Allah'a haykırmaktadır.
 
Domenico bu çığlıkları dinler ve böylece Musa gibi kendi havarisel çağrısını keşfeder.
 
Domenico’nun havarisel azmi
 
Biyografiler, “Hiç kimse, -hem Hristiyanların hem de Hristiyan olmayanların- ruhlarının kurtuluşu için Domenico’dan daha fazla azimli olmadığını” hemfikir halinde dile getirmektedir. “Kıpçakların ülkesine ve imansız insanların yaşadığı yerlere gitmek istedi.”
 
Gün boyunca kadın ve erkeklere bu kadar yakın olan başka kimse yoktu. Onlarla tanışmaya gider ve bu buluşmalar onun havarisel çağrısını yenilerdi. "Her yerde, sözleri ve eserleri İncil’in değerini ortaya çıkarırdı. Gündüzünü insanlara; geceyi de Allah’a adardı...”
 
Domenico, zamanının erkek ve kadınlarıyla karşılaşmaya giderdi. Yoğun bir şekilde insanların durumunu yaşar, onları İncil’in ışığında yorumlar ve böylece kendi havarisel çağrısını yeniden keşfederdi.
 
Çocukluğundan itibaren, büyük feodal toplum kitlesinin yoksulluk, cehalet ve köleliğini gördü. Ayrıca anavatanında hüküm süren “fetih” çevreleriyle de temas kurdu. Ama asla fetih veya haçlı seferleri konusunda hevesli olmamıştı. Askeri bir adam gibi değil, bir vaiz olarak tepki veriyordu.
 
İşaretler yolu
 
Bu yolculuk inayetlidir ve Domenico'nun havarisel çağrısı için yeni ufuklar açar. Apostolik çağrıyı beslemek için yürümeliyiz; kendi topraklarından ayrılmalı, daima öteye geçilmelidir...
 
Fransa’nın Güneyine (Languedoc) yolculuk onu dinden sapkınlarla temas içine koydu: Merhametli acıma ile hareketle, aldatıcılığın sefaleti altında yaşayan sayısız ruhlara yardım etti. Havarisel çağrısını bu sayede pekiştirdi.
 
Ayrıca, heretik ve Katolik vaizlerin çalışmalarını sonuçlarını da gördü. Belki de daha fazla İncilci bir yaşamla vaaz vermemeli miydi? Burada kendisinin havarisel çağrısının yönünü buldu: O bir vaiz olacaktı.
 
Avrupa'nın diğer ucunda, Domenico, Müjde mesajını hiç duymamış putperest dünyasıyla tanıştı. Havarisel çağrısı ve vaaz verme konusundaki güveni arttı. Hayatı boyunca müjdeci idealini canlı tutacak, diğer öncelikler onu engellese bile, Kıpçaklılara gidecektir. Bundan sonra görev Domeniken rahipleri ailesinin üyeleri için devem edecektir.
 
 
Diğer müjdeci görev temasları
 
Domenico, krizde olan, reform ihtiyacı içinde, politik iktidar ve rahat bir yaşamla uzlaşmaya düşmüş bir hiyerarşisi bulunan Avrupa'yı düşünüyordu...
 
Seyahatleri ve havarisel günleri boyunca kişisel temaslar onun içinde apostolik çağrı uyandırdı. Diğer seyyahlarla, onu barındıran insanlarla, fakir, hasta, öğrenciler, prens ve hiyerarşilerle, halkla iletişim içinde oldu. İşte Domenico, Müjde'nin çığlıklarını dinliyor.
 
Acı çeken insanlıkla olan temas, Domenico’nun içinde havarisel-müjdeleme görevini ortaya çıkardı. Mesih'in çağrısı, zamanının kadın ve erkeklerinin tarihi aracılığıyla duyulur. Bunlar, her gün yenilenen ve büyüyen, havarisel çağrısının zorluklarıdır. Sonsuza dek bir anda hissetmemiştir.
 
Domenico bir elçi, bir vaiz, bir müjdeci olacaktır. Muhatapları, katedrallerindin adamlarının, keşişlerin manastırlarının ve rahiplerin, vaftiz topluluğunun ötesinde buluşacak olanlardır. Buna bugün sınır tanımayan vaaz diyoruz.
 
İsa’nın çağrısına Kilise’de sadakat
 
Domenico, kendisini çağıranın bizzat Allah olduğunu, çağrısının bir lütuf olduğunu, bir armağan olduğunu kavradı. Acı çeken insanlıkla olan temas, onu İsa'nın görevini hatırlamak zorunda bırakıyor: “Dünyanın her yanına gidin, Müjde'yi bütün yaratılışa duyurun. İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek” (Markos 16,15-16).
 
Domenico’nun havarisel görev çağrısı, duygu veya duyuların etkileşimiyle işleyen bireysel ve gönüllü bir karar değildir. Bu önemli olsa bile, basit bir cömertlik meselesi değildir.
 
Allah daha çağırmadan önce bunun cevaplanması gerekir. Sessizlik ve temaşa duasında, Domenico, İsa'nın çağrısını özümsedi ve içselleştirdi. İnsanlığın acı çektiğini düşündü ve aynı zamanda, herkesin kurtuluşu için kendisini feda eden haça gerilmiş İsa’yı da düşündü.
 
Domenico için, havarisel görev onun içinde özel bir güç, bir çeşit itici dürtü kazandırdı: "İncil’i yaymazsam vay halime!" "Allah’ın sevgisi bizi yönlendirir." Domenico, sürekli duasıyla şöyle demiştir: "Günahkârlara ne olacak?"
 
Çifte sadakat
 
Domenico’nun havarisel görevi iki sadakate karşılık gelmekteydi: Mesih'e sadakat ve insanlara sadakat. Domenico, insanlığın acısına ve dramına; Mesih'in Haç'ın dramına baktı. İnsanlığın ıstırabını derin düşünürken, Mesih'in haçının anlamını anladı. Haçı düşünürken de insanın acı çekmesinin anlamını kavradı.
 
Pietro di Ferrand, Domenico’nun Palencia’daki kitaplarını satması hareketini açıkladığında bu iki sadakate atıfta bulunuyor: Tek bir hareketle, aynı zamanda, İncil öğütlerini yerine getirmeye ve ölecek olanların felaketlerini gidermeye karar verdi. Bu, Allah’a ve yakınındakilere, İncil'e ve kardeşlere sadık olmaktır.
 
Matta İncili ve Pavlus’un Mektupları
 
Daima yanında Matta İncili'ni ve Aziz Pavlus’unMektuplarını taşıyor ve onlardan öğüt alıyordu. Onlar üzerinde çok çalışıyordu; onları neredeyse ezbere biliyordu (Rahip Giovanni di Navarra). Peki, Yeni Antlaşma’nın bu kitaplarını kendisi mi seçmişti? Belki de sahip olduğu sadece bu Yeni Antlaşma kitaplarıydı. Nitekim o zamanlarda kitaplar azdı. Onları elle yazmak zorundalardı.
 
Ama mutlu bir tesadüf oldu: Tam da bu Yeni Antlaşma kitapları onun havarisel görevini iyi şekilde vurgulayanlardır. Matta İncili bölüm 10, havarisel görevden bahsedilen bölümdür. Hiç kuşkusuz Domenico'nun en sevdiği metindi. Tasarladığı havarisel yaşam tarzı Matta metnine dayanır.
 
Öte yandan, Pavlus ise elçilerin ve müjdecilerin örneğidir. Şam yolunda ilahi lütufla aydınlanan Pavlus’un tüm hayatı, İyi Haber'in duyurulmasının ardından müjdeciliğe adanacaktı, çünkü kendisi bunun için gönderildi. "Git ve vaaz ver." Domenico'nun hayatı Paolo'nunkine benziyor! Şam'daki sahne dışında: Pavlus gibi Domenico'nun bir attan düştüğüne dair hiçbir veriye sahip değiliz!
 
 
Rahipleri Düzeni Kurucusu olmasından önce bir havaridir
 
Her şeyden önce Domenico bir havariydi. Bundan sonra, sonuç olarak, kurucuydu. Kurucu olarak çağrısı daha sonra geldi. Başlangıçta Domenico’nun bir rahiplik Düzeni kurma niyeti yoktu ve bunun nasıl yapılacağını da bilmiyordu.
 
Domenico kendini Fransa'da vaaz ederken bulduğunda ve hasadın (İncil görevinin) çok fazla olduğunu fark ettiğinde, bir çağrı kampanyası başlattı: Vaaz görevini paylaşan arkadaşlar aradı. Onunla yürüyen yoldaşlar oluştuğunu fark ettiğinde, ilk topluluk çoktan kurulmuştu. Daha sonra bir tüzük yazmak önemli olurdu, fakat ilk önce bir manastır topluluğuna sahip olmak gerekiyordu; daha sonra anayasa, kurallar ya da tüzükler yazılacaktı. Bir şey kurulduğunda onu kaleme dökmek tehlikelidir, özen ve şeffaflık gerektirir.
 
Kilise’de bir havari
 
Domenico zamanında pek çok vaiz vardı, ama çoğu serbest çalışıyordu: Dinden sapkınlar, keşişler, laikler ve hararetli tövbekârlar. Belli bir anarşi ve Kilise’ye aidiyet duygusunda esksiklik vardı. Bu durum Domenico'yu ikna etmedi. Kilise kavramına dayalı (medio Ecclesiae) ve topluma hitap edecek bir vaaz yöntemi düşünüyordu.
 
Domenico, derinden Kilise’ye bağlıydı. O, Gumiel'de bir Osma rahibi olan amcasıyla, Ayin’e hizmet eden zangoç olarak Roma'ya gittiğinde ve imanlılarla, rahiplerle, piskoposlarla, kardinallerle ve papalarla temas halinde Kilise’ye aidiyet duygusunu geliştirdi. İncil müjdeciliği görevinin veya havarisel çağrısının yalnızca Kilise yoluyla sağlanabileceğini iyi biliyordu. Asla resmi görev dışında vaaz verme niyetinde olmadı ve Kilise’nin aleyhine hiçbir zaman konuşmadı.
 
Folco’dan Episkopos Diego’nun, Papa 3. Innocens’in, 3. Honorius’un dostuydu ve rahip kardeşlerine şöyle derdi: “Bir yere vaaz vermeye gittiğinizde ilk önce oranın episkposunu ziyaret edin.”
 
Ama her şeyden önce bir topluluğa İncil’i duyurmayı seçti: Bu sayede Domeniken ailesi doğdu. Öyle ki ne Domenico’nun ölümü ne de sonraki nesillerin ölümü Kilise'deki bu temel göreve son vermemeliydi.
 
İncil’in duyurulmasında bir havari
 
Ortaçağ azizlerinin hayatında, rüyalar ve kehanet görümleri sık görülür. Onlar büyük sembolik değere sahiptir. Aziz Domenico’nun hayatında da, tüm rüyaları ve görümleri bize onun havarisel görev çağrısından söz eder.
 
Annesinin görümü
 
Annesi, ağzında taşıdığı bir meşale ile dünyayı ateşe veren bir köpek olarak gördü. Ortaçağda köpek, vaizin sembolüdür. Bu görüntü peygamber İşaya’nın kitabında yer alır. Vaizler vaaz vermediğinde, onlara "dilsiz köpekler" derlerdi.
 
Giordano bu görümü bize şöyle açıklar: Bu görüntü, annesinin rahminde taşıyacağı oğlunun, sözüyle seçkin bir vaiz olacağı ve günah içinde uyuyan ruhları uyanık olmaya davet edeceği ve İsa Mesih'in ateşini dünyaya getireceğine dair kehanetini belirtir.
 
Ayrıca alnında bir yıldızla gördü. Yıldız ışığın sembolüdür. Giordano şöyle açıklıyor: “Annesi onu alnında bir yıldızla gördü ve bu, karanlıkta ve ölümün gölgesinde yatanları insanları aydınlatacak ışık olacağına dair kehaneti belirtmektedir...”
 
Pietro di Ferrand bu vizyonu onun vaftiz annesine bağlamaktadır. Ama bu önemli değildir. Önemli olan görümün, Domenico'nun havarisel profili ve İncil’i müjdeleme çağrısını ortaya koymasıdır.
 
Domenico’nun kendisi de bir görüm gördü: Aziz Petrus Bazilikası'nda havariler Petrus ve Pavlus’u gördü. Petrus ona Asa ve Pavlus Kutsal Yazıları verirken şöyle dediler: Git ve vaaz ver, çünkü Allah seni bu görev için seçti. Çocuklarının dünyaya dağılmış olduğunu ve dünyaya ilahi sözü vaaz etmek için ikişer ikişer gittiğini gördü."
 
Papa III. İnnocens, Lateran Kilisesi’nin yıkılmakta olduğunu rüyasında gördü. Bu yıkımı derin düşündüğü esnada, Allah’ın Havarisi Domenico’yu gördü. Yıkılmaması için Kilise binasını omuzuyla destekliyordu. Bu sayede Aziz Domenico’nun tasarısını pekiştirmiş oldu.
 
Allah’ın Sözü’nün duyurulması
 
Bütün görümler aynı yöne gidiyor: Domenico’nun görevi vaaz vermek ve Allah’ın Sözünün ilanıdır. O zamanlar, bugün olduğu gibi, çok gerekli bir görevdi.
 
Domenico bunu, imanlıların dini cehaletini, sapkınlığın yıkıcı etkilerini ve putperestlerin üzücü durumunu gözlemleyerek öğrenmişti. Domenico’ya göre, bu üç durum vaazın terk edilmesi ya da Kilise tarafından vaaz verme eksikliğinden kaynaklanıyordu.
 
Domenico ve yoldaşları, tüm yaşamlarını Allah’ın Sözünün vaaz edilmesi görevini adayacaklardır. Hristiyan cemaatinin yenilenmesi için onların en acil, gerekli görevi ve en etkin görevi budur. Aziz Domenico, rahip Domenico unvanını bırakıp, “Vaazın mütevazı görevlisi” ya da “Vaizlerin başkeşişi ve hocası” olarak “Kardeş Domenico” adıyla anılacaktır.
 
Vaaz sayesinde ulaşılan iman
 
“Ama iman etmedikleri kişiye nasıl yakaracaklar? Duymadıkları kişiye nasıl iman edecekler? Allah’ın sözünü yayan olmazsa, nasıl duyacaklar? Sözü yaymaya gönderilmezlerse, sözü nasıl yayacaklar? Yazılmış olduğu gibi, ‘İyi haber müjdeleyenlerin ayakları ne güzeldir!’
Ne var ki, herkes Müjde'ye uymadı. Yeşaya'nın dediği gibi: ‘Rab, verdiğimiz habere kim inandı?’ Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesih'le ilgili sözün yayılmasıyla olur.” (Romalılara 10, 14-17).
 
İman kurtuluşun başlangıcıdır. İnsan varlığının anlamını ve kaderini aydınlatır. Lütuf ve uzlaşma olarak kurtuluş sunar. Kadın ve erkeğin umut ve güvene açılmasını sağlar. Bizi aklar. Bizi Allah’ın nezdinde kurtuluşun kayaları olarak köklendirir.
 
Domenico, ilk Hıristiyan topluluklarının doğuşunu ve büyümesini hatırlar. Havarileri vaaz etme vaaz verme görevi sayesinde imanla doğarlar ve iman içinde büyürler.
 
Bu yüzden Domenico kendini vaaz verme görevine adarken, Vaiz Rahipleri Düzeni’ni kurma görevine tam zamanlı olarak adamıştır. İnsanlığa verilen bir hizmettir. Hiyerarşik görevler ile yaşamını karmaşık kılmamıştır, ne de yönetime kendini adanmıştır, zira yalnızca Allah’ın Sözü'nün yetkinliğiyle İncil yaşamı doğrultusunda hayatını vaaz etmeye harcamıştır. Rahipleri veya rahibeleri yönetmesi gerektiğinde, bunu zorunluluk sebebiyle veya diğerleri istediği için yapmıştır. Onun ulvi amacı daima vaaz vermek oldu.
 
Yönetimsel işlerle hayatını zorlaştırmak istemeyerek, zamanını vaaz vermeye adamıştır. Havarilerin İşleri Kitabındaki şu sahneyi iyi hatırlamaktadır: “Tanrı sözünü yayma işini bırakıp maddi işlerle uğraşmamız doğru olmaz. Bu nedenle kardeşler, kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yayma işine adayalım.” (Hav İş. 6,2-4).
 
O, gizemlerin yönetimi ile ilgilenmedi (bununla birlikte, en belirleyici anlarda kişisel bir temas kurduğu için, Domenico tarafından çok takdir edilen bir kutsal görev olan İtiraf gizemi hariç). “Aslında, İsa beni vaftiz etmek için göndermedi, zira Müjde’yi vaaz etmek için gönderdi ...” (1Korintlilere 1,17). Hristiyan topluluğunu inşa etmenin ilk adımı vaaz vermek ya da İncil’i müjdeleme görevidir. Sonra inanmayı varsayan gizemlerin yönetimi gelecektir.
 
Bu nedenle Domenico kendini tam zamanlı olarak vaaz vermeye adamıştır. Kalıcı şekilde vaaz vermiştir: yolda, handa, kilisede, meydanda...; Bolonya'daki öğrencilere, Segovia köylülerine, önderlere ve prenslere, fakir insanlara, rahiplere ve rahibelere, yoldaşlara...
 
Pozitif yönüyle verilen kurtuluş vaazı
 
Domenico kurtuluşun Mesih İsa’da olduğunu duyuruyordu. İnsanların zaten çok sorunları varken neden vaizler başka problemleri de ortaya çıkarsınlar ki?
 
Domenico’nun vaazı, teolojik iyimserlikle dolu bir vaazdı. Bu, Domenilen maneviyatı ve geleneğinin önemli ve esas bir yönüdür. Domenico'nun en sevdiği konular: İsa Mesih'in şahsiyeti, kurtarıcı haç, kurtuluş, lütuf, sevgi ve Allah’ın merhameti.
 
Aforoz edilme, tehdit, ahlaki ilkelerle dolu olumsuz bir vaaz değildi. Bu vaaz, engeller ve felç eder, ancak yüreği imana dönüştürmez, inanç üretme başarısına sahip değildir. Domenico, bir iyilik Allah’ına inanç ve güven deneyimini yaratmakla ilgilenmektedir.
 
Bu yüzden vaazları umut dolu, iyi haberlerdi. Müjde’nin vaazı özgürleştiricidir. "Mesih bizi özgür kalalım diye özgür kıldı." Fakirlerin, günahkârların, mahkûmların, heretiklerin umudunu yeniden canlandırır...
 
Her an ve her durumda Allah’ın iradesini ve yolarını ayırt etmeye yardımcı olan peygamberlik vaazıdır. O, insanları tanımak ve onların durumlarına dalmak için doğal bir armağan ve özel bir duyarlılığa sahipti. Ancak İncil ile uyumlu olmayan her şeyi kınıyordu.
 
Sınır ötesi vaaz
 
Bu, Domeniken misyonunun temel bir yönüdür. Domeniken ailesi bugün görevinin bir sınır-ötesi görevi olması gerektiğine dair tam farkındalığa ulaşmıştır.
 
Domenico, her şeyden önce toplumun (fakir ve köleler) ve Kilise’nin (günahkârlar, sapkınlar, putperestler) dışında olanlara vaaz verdi. "Ben doğruları değil, günahkârları çağırmaya geldim." Her zaman yanında “Kıpçaklara vaaz verme” idealini taşırdı. Dışsal işaret olarak Domenico sakalının uzattı. Kendisine klasik müjdeci görünümü verdi.
 
 
İncilci yaşamla canlandırılan bir vaaz verme görevi
 
Allah’ın Sözü kendi içinde etkilidir, vaizin zayıf yönlerinden bağımsız olarak kendi esas yetkisine sahiptir. Hiç kimse veya herhangi bir şey tarafından zincirlenemez. Sözlü ve retorik niteliklerden değil, vaaz veren birinin erdemli yaşamından değil, Kutsal Ruh’un gücüyle ilerler.
 
Ancak dinleyenler, vaiz İncilci bir yaşam sürüyorsa Allah’ın Sözünü daha kolay kabul ederler. Çok mütevazı olmak gerekir. Bazen vaizlerin ya da Hristiyan topluluğunun iman tanıklığı olmamasından dolayı Allah’ın Sözü gücünü yitirir. Domenico buna derinden inanıyordu. Burada Domeniken rahipleri ailesinin büyük bir sorumluluğu vardır.
 
 
Hayat, Allah’ın Sözü ile eşlik edilmelidir
 
Peygamberlerin tarihinde, kelime ve yaşam daima bir ilişki içindedir. Peygamberlik kelimesi tarihi aydınlatır; Söz’ün bütün anlamını ortaya koyar.
 
Aynı şey İsa'nın hayatında da oldu: Yapmaya ve öğretmeye başladı. Yuhanna İncili'nde açıkça görülüyor: İsa'nın her söylemi O’nun gerçekleştirdiği bir belirti ile ilişkilidir. Ekmekleri çoğaltmış ve yaşam ekmeği üzerine vaaz vermiştir.
 
Söz’ün gücü vaize bağlı değildir, ama onun tanıklığının eksikliği ya da onun yaşamının otantikliğine bağlı olarak somut hayatta kanıtlanabilir ya da geçerliliğini zayıflatır.
 
Boş öğretileri veya teorileri ilan etmiyoruz: Yaşamı ilan ediyoruz ve bunun için gerçek hayatın nelerden oluştuğunu göstermeye başlamalıyız. Müjde'yi ilan eden kişi İncil ile uyumlu yaşamak zorundadır. Domenico bunu, dinden sapkın vaizlerin ve Katolik vaizlerin tecrübesiyle öğrendi.
 
 Heretik Vaizlerin örneği
 
İkişer ikişer yürüdüler, bir şehirden diğerine sürekli güzergahta hareket ediyorlar, mutlak yoksulluk yaşıyorlar, abartı yaratmadan, tek bir tunikle, parasız, yalınayak... Sonuç: insanları toplamak için büyük bir kapasiteye sahiplerdi.
 
Belki de Domenico, vaaz vermek ve Vaizlerin yaşam tarzını çizmek için bu yaşam tarzından ilham aldı. Domenico’ya göre, heretiklerin gerçek vaizler olarak sahip olmadığı şey, Kilise’nin misyonunun benimsememiş olmaktı, birçok kusurları olsa bile onunla birliktelik içinde olmamaktı.
 
Başkaları için, havarisel hayatı taklit etmek, yani, havarilerin tarzını yaşamak istiyordu: Yoksul Mesih'in ardından görevini paylaşan, bir kentten bir diğerine seyahat edenlerin eşliğinde, altın veya gümüş olmadan, yayan yürümek. Böylece Domenico yaşadığı şeyi açıkladı. Tek güvenilir olma şekli buydu.

Katolik vaizlerin yakınılan görüntüleri ve yoksulluktan vazgeçme
 
Domenico’nun vaazın nasıl olması gerektiği hakkındaki fikri en iyi yansıtan metin, Katolik vaazların sonuçlarının değerlendirildiği Montpellier toplantısını anlatan Saksonya'lı Giordano’ya aittir.
 
Papalık lejyonları, başpiskoposlar, piskoposlar ve büyük önderler bir araya geldiklerinde Diego ve Domenico'yu davet ettiler. Diego, “misyonerlerin görkemli aparatlarına ve onların tedariklerine, atlarının ve kıyafetlerinin zenginliğine dikkat çekerek”, onlara şöyle dedi: “Öyle değil kardeşler, böyle değil, bence böyle yapmamalıyız.”
 
Bu adamların hiçbir zaman yalnız kelimelerle değil, her şeyden önce örneklerle imana yaklaşacaklarına inanıyoruz. Dinden sapkınların yoksulluk ve İncil tövbesi adıyla örnek oluyormuş gibi davranarak basit ruhları nasıl baştan çıkardıklarını görün. Böyle aksi bir gösterişle çok az şey inşa edeceksiniz, çok şey mahvedeceksin ve hiçbir şeyi güven altına almayacaksınız. Bir çiviyi başka bir çiviyle çıkarmaya, gerçek dine sahte bir dinle karşılık vermeye çalışıyorsunuz (Giordano, Libellus 20).
 
Kendine çeken örnek
 
Katolik vaizler sordu: Ne önerirsiniz? Diego cevapladı: beni yaparken göreceğiniz şeyi yapın. Peki, Diego ve Domenico ne yaptı? Diego delegesini Osma'ya geri gönderdi. Sadece birkaç din adamı onun yanında kaldı ve ayrıca Diego'nun çok sevdiği ve çok sevdiği Domenico vardı. Dua, çalışma ve tartışma için kitaplar dışındaki her şeyi bıraktılar. Ve "yaya olarak, parasız, gönüllü yoksullukla, inancı vaaz etmeye başladılar."
 
Bu, Domenico’nun apostolik hayatını ve hepsinden öte, Vaiz Rahipler Düzeni’nin temelini anlamak için belirleyici bir andır.
 
Giordano yine şöyle söylüyor: “Bu Domenico bu andan itibaren, Topluluk Kurucusu ve Vaiz Rahipleri Düzeni’nin başkanı olarak değil, Rab’bin gerçek adamı olarak, ‘Kardeş Domenico’ olarak çağırdı.”
 
İlerleyen yıllarda, Domenico, gelecekte kurulacak topluluğun temeli olacak bir yaşam tarzı ve vaaz etme uygulaması yapacaktır: Gezici vaaz verme, İncilci yaşamla desteklenen, Kilise görevi üzerine kurulu gönüllü, kesintisiz, pozitif ve öğretisel yoksulluk vaazları.
 
HAVARİSEL TOPLULUĞUN VAAZI
 
Domenico’nun zamanında, insanlar çok fazla feodalizmden ve çok fazla sosyal hiyerarşiden bıkmışlardı. Biraz demokrasi, paylaşım ve topluluk ruhu çağrısında bulunuyordu. Domenico, zamanının bir adamı olarak, Rahipler Düzeni kurma projesini şekillenecek kadar bu idealleri paylaştı.
 
Hiç kuşkusuz, Domenico tarfından arzulanan Rahip topluluğu için ilham kaynağı, Havarilerin İşleri Kitabında bahsedilen havarisel topluluğu nezdinde aranmalıdır.
 
Kudüs Kilisesi'nin kökenlerinin havarisel yaşamının taklidi onun idealiydi: “Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar. İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı. Mallarını mülklerini satıyor ve bunun parasını herkese ihtiyacına göre dağıtıyorlardı. Her gün tapınakta toplanmaya devam eden imanlılar, kendi evlerinde de ekmek bölüp içten bir sevinç ve sadelikle yemek yiyor ve Allah’ı övüyorlardı. Rab de her gün yeni kurtulanları onların arasına katıyordu” (Hav. İş. 2,42-47). Bu topluluk tarzı vaaz görevinin en iyi tanıklığıydı.
 
 
Vaaz ve cemaat
 
Topluluk içinde yaşamak ve erkek-kız kardeşler gibi yaşamak. Bu şekilde yaşam, en etkili vaaz olan Hristiyan mesajının ilk ilanıdır. Domenico’nun Osma manastırında topluluk deneyimi vardı: ortak yaşam, ortak dua, ortak ibadet...
 
Pek çok keşiş ve rahibe topluluğunu tanıyor ve çanın çaldığı veya ilahilerin ve zeburların duyulabileceği yerlere misafir gitmekten hoşlanıyordu. Burada da, Domenico ortak hayata, ortak duaya, ruhsal okumaya ve ortak meditasyona katılırdı. Fakat onları havarisel topluluklar olarak görmüyor. Bir şeyler eksikti.
 
Domenico, vaaz verme sorumluluğunun paylaşıldığı bir topluluk istiyordu: Havarisel topluluk veya kontemplatif vaizler gibi sokakta vaaz veren vaizleri topluluğu. Burada kurucu Domenico’nun çağrısını vurgularız. Bu, havarisel göreve çağrının mantıklı bir sonucudur. Vaiz Rahipleri Düzeni, Domenico’nun apostolik çağrısının en iyi ve en verimli meyvesidir.
 
İlk vaiz olarak Topluluk
 
Bütün Domeniken toplulukları, Domus Praedicationis olarak adlandırılan vaiz rahipleri ya da temaşa rahibeleri olarak kurulmuşlardı. Çünkü ortak yaşam –kardeşçe manastır yaşamı olarak- İncil’i duyurmanın ilk şekli ve en etkili yoludur: “Benim tanıklarım olacaksınız” (Luka 24,48).
 
Gerçek bir Hristiyan topluluğu, kurtuluşun, özgürlüğün, birliğin, paylaşmanın, uzlaşmanın, şefkatin ve merhametin, karşılıklı hizmetin yeridir. Allah’ın hükümdarlığı başka nedir? Burada Domeniken ailesinin tüm üyeleri vaaz verebilir, dilsizler dâhil...
 
Bu şekilde, Domenico kendi havarisel çağrısının döngüsünü kapatıyor: İncil adamından Havarisel adam doğdu ve bu da hepimizin ait olduğu Vaiz Rahipler Düzeni Kurucusu’nda şekillendi ve büyük Domeniken ailesinin oluşmasını sağladı.
 
 
P. Felicissimo Martinez Diez, O.P.
 
Kaynak:http://www.domenicani.net/page.php?id_art=9&id_cat=2&id_sottocat1=63&id_sottocat2=0&id_sottocat3=0&ricerca=&titolo=
 
 

 Üst sayfa