Aziz Domenico'nun Hayatı

"Orta boylu ve ince bir bedene; güzel bir yüze ve pembe bir tene sahipti; saç ve sakal kızıl renge kaçıyordu; gözleri güzeldi. Alnından ve kirpiklerinin arasından, herkese saygı ve sempati uyandıran bir ihtişam yayılıyordu.
 
Başkalarının üzülmesinden dolayı endişeli göründüğü durumlar dışında, her zaman sakin ve gülümseyen bir tavrı vardı. Uzun ve güzel elleri; güçlü ve uyumlu bir sesi vardı. Asla kel olmamıştı, ama oraya buraya beyaz saç tellerinin serpiştirilmiş, komple sıfıra vurulmuş tepede kellik tacı vardı."
 
Tüm insani ve doğaüstü cazibesiyle onu bu sözlerle tanıtan, 1220 yılında Guzman’lı Aziz Domenico’dan dini kıyafetini almış olan Ermiş Cecilia Cesarini'dir. Mesih İsa’nın ardından gitmek üzere, Aziz Domenico’yu yoğun bir şekilde takip ederek yaşamak isteyen birçokları, ya bu azizi doğrudan tanıyan ya da ondan bahsedildiğini duyanlar olarak, ona yönelik aynı hayranlığı besliyordu.
 
“Mesih’e âşık biri”
 
Guzman’lı Domenico, eski Kastilya'daki Caleruega’da, Guzman’lı Felice ve Giovanna d’Aza’nın çocukları olarak 1171'de dünyaya gözlerini açtı. Hala bir çocukken, genel bilgilere ve İnanç Gerçeği'ne sahip olması için rahip amcasının itaatine verildi. Çok genç yaşından itibaren – onun hayat yazarlarına göre - İsa'ya sınırsız bir sevgi ile bağlıydı. 15 yaşındayken, şehirdeki okullara - liberal sanatlar ve teoloji alanında- okula gitmek için Palencia'ya taşındı.
 
Eğitiminin sonunda, Rahip olarak kutsandı ve Osma Rahipleri Genel Kurul Toplantısı’na (1196-1197) katılmak üzere Başrahip Azevedo’lu Diego tarafından davet edildi.
 
Domenico’nun rahipliğinin ilk yılları (sonrasında ömür boyu), onun eğitim, dua, inziva ve göksel gerçeklerdeki paklığı konusunda onu diğerlerinden farklı kılıyordu.
 
Dante Alighieri, ondan yaklaşık yüz yıl sonra, onun cazibesine kapılarak, o zamanın sessizlik dönemlerini düşünüp şöyle yazmaktadır: “Domenico dediler ona; bana gelince İsa’nın, bahçesine yardım etsin diye seçtiği bahçıvan gibi söz ediyorum ondan» (Cennet XII, 70-72).
 
Allah onu büyük bir göreve hazırlıyordu. 1210 yılında Diego, Osma’nın Episkoposu olduğunda ve çok geçmeden bir görev için Danimarka’ya yola koyulmak üzereyken, kendisine yolculukta eşlik etmesi için Domenico’yu seçti.
 
Toulouse çevresinde ilerleyen bu iki yolcu, Kathar sapkınlığının yayıldığını anladılar. İkamet ettikleri Alby denilen kentte bulunan dinden sapkınlar, oranın adını alarak sonrasında “Albigen” olarak adlandırılacaklardır.
 
Bunlar, Allah’ın İnsan olarak beden almasının inkâr edilmesi, İsa’nın İnsan-Allah olarak temel reddi gibi çok ciddi hatalar zinciri içindeydiler. Domenico bir gece boyunca, kendisine ev sahipliği yapan bir Kathar ile iman konularından tartışmış ve nihayetinde onu Katolik Kilisesi inancına geçirmeyi başarmıştı.
 
O toprakların ve o zamanın iman Hakikati ihtiyacının çok büyük olduğunu anlayan Domenico, Episkopos Diego ile birlikte insanların Allah’a dönmesini sağlamaya karar verdi. Henüz putperest olan Avrupa’nın kuzey kısmında yaşayan halklar da (Kumanlılar) onun İncil müjdecisi olmasına destek verdiler.
 
Her ikisi, 1206 yılında Roma’ya inmiş ve Papa 3. Innocentius, Domenico’nun Albigenlerin imana dönmeleri için kendisini bu uğurda adamasına yönlendirmiştir. Diego’nun ölümüyle kısa süre içinde yalnız kalan Domenico, acımasız ve saldırgan rakiplerle yüzleşmenin devasa mücadelesinden geri çekilmedi.
 
Dante yine şöyle yazar: “Küçücük bir zaman içinde, kısa sürede büyük bilgin oldu; böylece, kötü bağcının eline düşerse kuruyan bağa göz kulak oldu. Bilgi ile istekle, Papa’nın verdiği izinle, ileri atıldı, yüksek bir kaynaktan fışkıran su gibi oldu; (Cennet XII, 85, 97-99).
 
Bir kelimeyle, o zamana kadar, dua kurallarına sık sıkıya itaat ederek, “kural adamı” olarak yaşayan o, bundan sonra artık “tümden havarisel adam” olacaktır. Müjdeci bir adamdı, vaizdi; ama hiçbir zaman dua ve temaşa ruhunu terk etmeyerek, harikulade bir yaşam ve eylem özetinde yoluna devam etti.
 
Fanjeaux kentine yerleşerek mütevazı bir evde (bugün hala görülebilir) 1206 ile 1215 yılları arasında yaklaşık on yıl boyunca neredeyse tamamen yalnız yaşayarak kendisini aleni tartışmalara, kişisel sohbetlere, araştırmalara, vaazlara, ikna çalışmalarına, dua ve tövbe eylemlerine ve özellikle de varoluşunun sınırsız yegane Sevgisi olan yalnızca İsa’ya yoğun bir şekilde benzeyerek yaşam sürmenin yetkinliği içinde, Meryem Ana’ya bağlılığından aldığı güçle Domenico, rakiplerine karşı koyduğu olağanüstü bir hayat eserini tamamına erdirdi: Georges Bernanos’un tarif ettiği gibi, sevgisi aracılığıyla İsa’ya olan sevginin fatihi olarak, “Mesih’e olan aşkın alevini tutuşturan” olmuştur.
 
 
Kurucu Aziz
 
1215 yılından başlamak üzere, Domenico’ya birkaç arkadaşı da katıldı. Bunlar da aynı ideali paylaşan insanlardı. Amaçları, Hakikat olan İsa’ya temaşa etmek ve Hakikat-İsa’ya başkalarını götürmekti.
 
Tanıkların bize söylediği gibi yaşam tarzı muhteşemdi: "Domenico kendini İncil'e göre yaşayan bir insan olarak her yerde, kelimeler ve eserler ile gösterdi.
 
Gün boyunca, hiç kimse girişken değildi, hiç kimse kardeşler ve diğerleri ile yakınlık göstermezdi. Gece vakti hiç kimse duada istikrarlı değildi ve uyanık kalarak dua etmeye yanaşmazdı.
 
Domenico oldukça az konuşurdu ve ağzını açtığında ise ya duada Allah ile konuşmak için ya da vaazında Allah’tan konuşmak için bunu yapardı. Bu onun başkalarına da tavsiye ettiği ve kendisinin izlediği kural idi.”
 
İşte, Guzman’lı Domenico, ya İsa ile konuşur ya da İsa’dan konuşurdu. Harikulade! “Haçın Bilgeliği”ne göre “Mesih İsa ve O’nun ile birlikte çarmıha gerilmiş” bir hayatı vardı (bkz. 1Korintlilere 2,1-8).
 
Onun idealini paylaşmış olan arkadaşlarıyla birlikte, bu sayede Kilise’nin en büyük rahip düzeni olan Vaiz Rahipler Düzeni’ni –Domeniken Rahipleri- kurdu. 22 Aralık 1216 tarihinde Papa 3. Honorius nihai olarak bu Düzen’in kurallarını onadı.
 
Bu rahipler, akademik alanda, temaşa ve vaaz aracılığıyla Hakikat olan İsa’yı vaaz ederek dünyada Mesih’e kardeş kazandırmak için yayıldılar. Domeniken mottosu: «Contemplari. Contemplata aliis tradere (Temaşa etmek ve temaşa edileni başkalarına aktarmak).
 
Peder Lacordaire şöyle yazmıştır (1802-1861): “Keşiş Pierre’e cevaben verilen karşılık Domenico’ya da şöyle verilmişti: Haçlılar için önceden nasılsa Vaiz Rahipler için de odur. Papa Hazretleri 3. Honorius’un onayından önce sadece 16 yoldaşı olan Domenico’ya Avrupa’nın üniversiteleri kendi doçentlerini sunmak için birbirleriyle yarışıyorlardı.
 
Domenico, heyecanlı gençlerden oluşan ve seçilmiş insanlarla dolu 60 manastır kurdu. Onlar Allah’ı seviyorlardı ve gerçekten seviyorlardı. Kendilerinden daha çok başkalarını seviyorlardı. Tutkulu ruha sahiptiler.
 
Domenico, hızlı bir şekilde “çocuklarını” Avrupa'ya yayarak Bologna ve Paris gibi üniversite merkezlerinde yer edinmeye başladı. Durmadan, Toulouse’tan Roma’ya, Bologna’dan Paris’e (şehrim olan küçük Asti’de bile onun şahsen kurduğu bir Domeniken manastırı vardır!) çalışmalarını yaymak ve pekiştirmek için beş yıl içinde Avrupa’yı doldurdu.
 
“Beyaz” Rahipler olarak Hakikat’in vaizleri, halk arasında, Meryem’e olan olağanüstü bağlılıklarından dolayı “Meryem’in Rahipleri” adıyla çağrılıyorlardı. Aquinoslu Aziz Thomas’tan Savonarola’ya; Aziz V. Pius’tan Garrigou-Lagrange’ya kadar adı duyulan isimler Domenico’dan başlayıp bize kadar ulaşmıştır.
 
6 Ağustos 1221 tarihinde Guzman’lı Domenico, Kardeşlerine yeryüzünden ziyade Gökte daha faydalı olacağı (“O spem miram”) sözünü vererek Allah ile nihai buluşmaya gitti. Sadece 13 yıl sonra, yani 1234 yılında, ona şahsen tanışmış olan Papa 9. Pius, onu azizler listesine dâhil etti.
 
Onun hakkındaki en büyük övgü, kendisinin en sevdiği “kızı” olarak, Siena’lı Azize Katherina’ya Peder Allah tarafından verilmiştir: “Aziz Domenico, Beden Almış İsa’nın canlı görüntüsüdür. Ben iki evlada sahip oldum, bunlardan biri doğal olarak İsa; diğeri ise sevgi aracılığıyla Domenico. Sahip olduğum eşsiz bir armağan sayesinde, yüzü ve şahsiyetinin doğal özellikleri İsa’nınkilerle benzerdir.”
 
Yüzyıllar boyunca Hoca Aquino’lu Thomas gibilerinin izinden giden sayısız genç insanın hayranlıkla söylediği gerçekten harikuladedir: “Domenico’nun kutsal sürüsünde bir kuzuydum ben de, yoldan sapmadıkça iyi beslenilir bu sürüde” (Cennet X, 94-96). Öyle ki, Aziz Domenico’nun izinden gidilince gerçekten büyük azizler olunur. Yeter ki yolumuzu kaybetmeyelim.
 
                                                            
Hayatından Kesitler
 
Guzman’lı Domenico, eski Kastilya'daki Caleruega’da, Guzman’lı Felice ve Giovanna d’Aza’nın çocukları olarak 1171'de dünyaya gözlerini açtı.
 
15 yaşındayken, o şehrin ünlü okullarında düzenli kurslara (liberal sanatlar ve teoloji) katılmak için Palencia'ya gitti. Burada sürekli savaş ve kıtlığın yol açtığı sefaletlerle temas içindeydi: Birçok insan açlıktan ölüyor ve ama kimse bir şeyler yapmıyordu!
 
Bu nedenle kendi odasının mobilyalarını ve yoksullara fon oluşturmak için değerli parşömenlerini sattı. Bu jeste karşı şaşkınlığını ifade edenlere şöyle cevap veriyordu: “Kardeşlerimin çoğu açlıktan ölürken ölü deriler üzerinde nasıl çalışabilirim?”
 
24 yaşındayken, Rab'bin çağrısını hisseden bu genç adam, bir rahip olarak kabul edildiği Osma Katedrali'nin "Kuralcı Keşişleri"ne girdi. 1203'te, Osma Piskoposu, Danimarka'da Kastilya kralı VIII. Alfonsius adına hassas bir diplomatik görev yapmak zorundayken, artık yanında ayrılmayacağı bir arkadaş olan Domenico’yu kendisine yoldaşı yaptı.
 
Kathar sapkınlığının yolundan giden Güney Fransa nüfusu ile canlı temas içinde olması ve Kuzey Hristiyanlar’ın Doğu’daki büyük müjdeci girişimlerine duyduğu coşku, Diego ve Domenico için bir vahiy teşkil etmekteydi: Onlar da artık İncil müjdeleyicileri olacaklardır.
 
Danimarka'ya yapılan ikinci bir seyahatten dönerken Roma'ya (1206) gittiler ve kendilerini putperestlerin müjdelenmesine adamalarına onay vermesini Papa'dan istediler.
 
Ancak Papa 3. Innocens onların müjdeci arzularını, kendisinin 1203 yılından beri hararetle ve yetkiyle teşvik ettiği Albigen (Fransa) halkına vaaz vermelerine yönlendirdi. Domenico bu yeni görevi kabul etti ve Papalık yetkisinin çözülmesi ve onu yalnız bırakacak olan Diego’nun ani ölümünde bile (30 Aralık 1207) görevinin kıyısından kahramanca ilerledi.
 
Aleni ve yorucu tartışmalar, kişisel görüşmeler, müzakereler, vaaz verme, ikna çalışmaları, dua ve tövbe eylemleri bu yıllar boyunca yoğun bir şekilde onun hayatını meşgul etti.
 
1215 yılına kadar, sapkınlığı terk eden kadınları toplaması ve bir vaaz merkezi yapması için 1206'da ona Prouille Azize Meryem’i emanet eden Toulouse Piskoposu Folco, onu piskoposluğunun vaizi olarak atadı.
 
Bu arada da, bazı dostları, vaaz verme işini olağan ve düzenli hale getirmek gibi iddialı bir plan gerçekleştirmeye çalışan Domenico’nun etrafında toplanmaya başladılar.
 
Folco ile birlikte Ekim 1215’te Roma’ya, IV. Lateran Konsil’ine katılmak üzere yola çıktı ve bu yolculuk onun projesini onaylayan Papa III. İnnoncens’e sunmasına vesile oldu.
 
Sonraki yıl, 22 Aralık günü, Papa III. Onorius resmi ve nihai onayını verdi. Artık onun rahipler topluluğuna “Vaiz Rahipler Düzeni” denilecekti.
 
15 Ağustos 1217’de Aziz Kurucu, evlatlarını özellikle Paris ve Bologna, yani zamanın en önemli üniversite kentlerine göndererek kardeşliğini Avrupa’ya yaydı. Akabinde, harikulade ve şaşırtıcı bir girişimle tüm enerjisini kendi eserlerini yaymak için kullandı.
 
1220 ve 1221 yıllarında, “anayasa” olarak yazılı kalacak olan ilk iki Genel Kurul Toplantısına Bologna kentinde başkanlık etti. Bu toplantılar sayesinde kardeşlik Düzeni’nin temel öğeleri belirlenmiş oldu: Vaaz vermek, akademik eğitim, kapı kapı dolaşıp dilenerek sadaka toplamak, birlikte kardeşlik yaşamı, kuralcılık, coğrafik müjdeleme yayılımı, müjdeci görevlendirilme.
 
Havarisel çalışmalarından dolayı ve yaptığı büyük tövbe eylemleri yüzünden tükenmiş vaziyette 6 Ağustos 1221’de, o çok sevdiği Bologna manastırında, etrafında kardeşleri toplanmış olarak, kendisine ait olacak hiçbir şey istemediği için hiç kalmadığı bir hücrede öldü. Ona derin bir dostluk ile bağlı olan Papa IX. Gregorius 3 Temmuz 1234 tarihinde onu azizler listesine aldı.
 
Onun bedeni 5 Haziran 1267'den itibaren değerli bir mermer sandıkta tutulur. Aziz'in şefaatiyle kazanılan sayısız mucizeler ve daimi lütuflar, İtalya ve Avrupa'nın dört bir yanından inananları onun mezarına akın ettirirken, Bologna halkı ise onu "Şehrin Kurucu ve kentin daimi Savunucu Azizi" ilan etmiştir.
 
Aziz Domenico’nun manevi fizyolojisi belirgindir; Albigensianlara karşı havarisel işlerindeki zor yılları kendisini “mütevazı vaiz görevlisi” olarak tanımlamıştır.
 
Kilisede sunağın yanında geçirilen uzun gecelerden ve Meryem'e yönelik dindar ve şefkatli bağlılığı sayesinde, Allah’ın merhametini kazandı ve "hangi bedel karşılığında kurtuluşa erdiğimizi" anladı. Bu nedenle kardeşlerinin huzurunda Allah’ın sevgisine tanıklık etmeye çalıştı.
 
Amacı derin düşünmeden kaynaklanan vaazı aracılığıyla ruhların kurtuluşunu sağlayacak bir kardeşlik Düzeni kurdu. Aziz Domenico’nun ilhamını sağlayacak olan Aquinos’lu Aziz Thomas’ın o çok güzel mottosu “contemplata aliis tradere”, Domenico’nun ve Kardeşlik Düzeni’nin ruhu olacaktır. Bu nedenle, kendisi tarafından kurulan Düzen’de akademik çalışma, litürjik ibadet hayatı, ortak yaşam ve İncil’e dayalı yoksulluk ilkesi büyük öneme sahiptir.
 
Cesur, sağduyulu, kararlı ve başkalarının kanaatine saygılı, girişimler konusunda bir dahi ve Kilise'nin talimatlarına itaat eden Domenico, yeri geldiğinde ödün vermeyen ya da sertliği ile bilinen bir elçidir.
Lacordaire onu tanımladığı üzere, “Bir anne kadar yumuşak, bir elmas kadar sert” bir aziz olmuştur.
 
 
 
Derleyen: Paolo Risso
 
Kaynak : http://www.santiebeati.it/dettaglio/23950
 
 
 
 

 Üst sayfa