Dağın tepesinde parıldayan ışık, Papa VI Pavlus

6 Ağustos 1978'de, Rab'bin Nurlu Görünümü bayramının kutlandığı Pazar günü, Papa VI Pavlus, akşam saat 9.40'da, Castel Gandolfo yazlık evinde, Peder Allah’ın Evi'ne döndü.
 
İslam mistisizminin bir hocası, Papa VI. Pavlus’un ölümünden şöyle bahseder: "Allah’ın elçisi her gün kutsal dağa çıktı, ancak dün, kutsal Dağ bayramı’nda, Allah ona: Artık insanlar arasında bulunmak için aşağıya inme, ama yukarıda, benimle nurda kal” dedi.»
 
VI. Pavlus, 21 Haziran 1963'te Papa seçilmesinden birkaç gün sonra, ruhsal bir inziva toplantısı sırasında şunları söyledi: “Şamdan üzerindeki lamba yanıyor ve kendi kendine tükeniyor. Ancak, başkalarını, eğer yapabiliyorsa herkesi aydınlatacak bir işlevi vardır.” Ve o Papa, "insanlık uzmanı" gerçekten dağın zirvesinde parlayan ve şimdiye kadar gerçek öğretisi sayesinde hala da parıldamaya devam eden ışıktır.
 
Onun Mesih'e olan derin sevgisi, zengin maneviyatını ve pastoral açıdan acı dolu ve zahmetli eylemini canlandıran bir temel oldu. Birisinin İsa'yı yaşamak için O’nu tanıması gerektiğini ve O’nun okulunda her zaman ilk sırada olan öğrencisi olması gerektiğini öğretiyordu. Azi Ambrosius’un sloganını kendisine atfetmiştir: "Bizim için Mesih her şeydir."Sevinci, derin huzuru Haç ve Mesih'in Dirilişi'nden geliyordu.
 
Onu çevreleyen ve omuzlarına ağırlık veren sorunlar, Kilise ve dünyadaki sorunlar, bireylerin ve insanlığın sıkıntıları onunla belirgin bir sorumluluk ve görev duygusuyla ve her zaman cesur bir bilgi ve şeffaflıkla ele alınıyordu. Granit sertliğinde, yıkılmaz inanca sahip ve Hristiyan umudunun ışığında görevini yerine getiriyordu.
 
Derin düşünen yüksek bir insandı: Dua, hayatının verimli geçtiği zemini oluşturan yaşam ortamı gibiydi. Allah’ın Annesi Meryem’e özel bir bağlılığı vardı, onu çok sevdi. 21 Kasım 1964'te - İkinci Vatikan Ekümenik Konsili bağlamında, Meryem’i  "Kilisenin Annesi" olarak ilan ettiğinde heyecan uyandırdı ve ayağa kalkıp uzun bir alkış tutan Konsil Babaları’nın tam onayını aldı.
 
Papa VI Pavlus’un rolünü Kilise tarihinde ifade etmeye çalışabilecek mümkün bir sıfat var mıdır?
 
Konstantinopolis Patriği Athenagoras, 5 Ocak 1964'te Kutsal Topraklar’da Papa ile bir araya geldiği zaman, ona "İkinci Pavlus" diye hitap etmekten tereddüt etmedi, çünkü Halkların Elçisi Havari Pavlus ve Papa VI. Pavlus arasında çok güçlü bir ilişki gördü. Ardından, VI. Pavlus’un büyük değerini yeniden keşfetmekle, ona "ilk modern Papa" adı verebilir. Dahası:
 
 
"Diyaloğun Papası",
"İkinci Vatikan Konsili’nin Papası",
"Ekümenizmin papası",
"Hacı Papa",
"Sevginin medeniyetinin Papası",
"Yaşam savunucusu Papa",
"Gelecek zamanların Papası",
"İnsanlıkta deneyimli Papa",
"Barış Papası",
"Sevinç Papası",
"Hoca ve İncil tanığı Papa, ",
"Mesih’e ve Kilise’ye aşık Papa".
 
Ona özellikle yakın olan bir kişi, VI. Pavlus'un yaşamını şöyle özetliyor: “Onun her zaman hizmetkar olma özelliğini onaylayabilirim. Mesih'in ve insanın hizmetkarı; İkinci Vatikan Ekümenik Konsil’inde ve uygulanmasına bağlılıkta hizmetkar; Kilise’nin yenilenmesinin sürekli, cesur ve ihtiyatlı bir hizmetkarı; havarisel yolculuklarda, barışa bağlı olarak, ekümenik eğilimde hizmetkar; “Papa 6. Pavlus'un iman beyanı”olarak bilinen inanç bildirgesi yoluyla imanın savunmasında hizmetkar; genelgelerinde, konuşmalarında, tüm öğretilerinde hizmetkar; mütevazi hizmetkar, iyilik işlerinde her zaman hazır ve cömert.»
 
Bununla birlikte, on beş yıllık papalık dönemi (1963-1978), büyük acılar, anlaşmazlıklar, eleştiriler ve hatta iftiralarla dolu idi. Getsemani’de sık sık acı çeken ve onu, Hristiyan Giovanni Battista Montini'nin çarmıha gerilmesini yaşamaya, çarmıha Gerilmiş Mesih'e daha fazla uyum sağlamaya yönlendiren bir papalık. Sadece 27 Kasım 1970’te Manila’daki maruz kaldığı suikast girişimini ve tövbe belirtisi olarak kendini kırbaçlama uygulamasını akla getirmek yeterli olacaktır. Papa VI. Pavlus’un kutsal Cuma günü Kolezyum'da Via Crucis'in ayinini başlattığı ve ayin sırasında Papa’nın elinde haç tutması tesadüf değildir. Kilise’yi, Kilise’nin doğduğu Haç'ın ayağına götürme çabasının sembolik jestlerindendir.
 
Rahip-Piskopos-Papa olarak yaşadığı zengin deneyimler sırasında VI Pavlus, zamanının insanlarının kültürüyle olan coşku ve eleştirel vicdan ile yüzleşmeyi kabul ettiği unutulmamalıdır. O, İncil anlamında, İsa'nın, Kilise’nin iyiliği için olan sevgisini, tutkusunu, fedakarlığını nasıl daha fazla bütünleştireceğini bilen "büyük" dür.
 
Evangelii Nuntiandi Havarisel Teşvik ile VI. Pavlus, çok önemli bir gerçeğin altını çizdi: "Çağdaş insan, öğretmenlerden ziyade tanıkları memnuniyetle dinler ve öğretmenleri dinlerse de onlar tanık oldukları için dinler". Bu açıklama belki de VI. Pavlus’un üstü örtülü olarak kendi hayatıyla ilgili yaptığı en iyi yorumdur: Hoca, ama hepsinden önemlisi tanık. Ve güvenilir bir tanıktır, çünkü kan dökme pahasına İsa'ya tanıklık etmekten çekinmedi.
 
İşte o zaman, kendi başına yanan ve tükenen lambanın ilk görüntüsüdür: en anlamlısıdır, her zaman Papa VI. Pavlus’un kişiliğini aydınlatan ışıktır. Vasiyetinde şöyle yazıyor: “Ölümün gizemine ve onu takip eden şeylere; dolayısıyla mütevazı ve sakin bir güven ile onu aydınlatan Mesih'in ışığına bakarım. Benim için her zaman bu gizemin şu anki yaşamına yansıdığı gerçeğini hissediyorum ve karanlığını uzaklaştırdığı ve ışığı açığa çıkardığı için ölüm muzafferini korusun.
 
Bu nedenle, şimdiki yaşamdan ölüm ile tam ve kesin olarak kopmadan önce, bu aynı geçici varoluşsal kaderi, servetini, güzelliğini, kaderini kutlama görevini hissediyorum: Ey Rab, beni hayata çağırdığın için teşekkür ederim ve daha da fazlası, beni bir Hıristiyan yaptığın, beni yeniden yarattın ve yaşamın dolgunluğunu yönlendirdiğin için [...]. Gözlerimi bu acı dolu, dramatik ve harikulade yeryüzüne kapatıyorum».
 
Ölüm Düşüncesinde: "Ve her şeye borçlu olduğum, benim olan Kilise’ye ne diyeyim? Allah’ın kutsamaları üzerinde olsun; doğanın ve görevinin farkında ol ve yoksul yürü, yani özgür, güçlü ve sevgi dolu olarak Mesih'e doğru yol al. Âmin. Rab geliyor. Amin. "
 
6 Ağustos 1978'de Rab'bin Nurlu Görünümü bayramında sönen lambanın ışığı şimdi sonsuza dek canlı ve İsa'da parıldamaktadır ve herkes için Allah’ın Azizlerine verdiği şeref ve neşenin aydınlık bir yansıması haline geliyor.
 
 
 
1 Eylül, 2014
 
ANTONIO LANZONI
 
 
 

 Üst sayfa