Papa VI Pavlus’un Diriliş Paskalyası için Mesajı

Sevgili Kardeşler, Roma’daki ve tüm yeryüzündeki evlatlarım;
 
Bu lütuf yılında bir kez daha, 1964 yılında İkinci Vatikan Konsili üçüncü oturumunda, dünyanın ilahi kurtuluş tasarısının insani uygarlığının karşılaşmasını belirten bu Kent’ten, asırlar boyunca süregelen ve bu yeryüzünde, dirilmiş İsa Mesih’in kudretli ve kutlu diriliş ilanı bir kez daha yankılansın.
 
Bakire Meryem’den Beytüllahim’de doğan, peygamberlerin ilan etmiş olduğu ve birçok insan tarafından tanınan, sevilen, birçok kişi tarafından reddedilen, idam edilen, mahkum edilen, çarmıha gerilen ve ölen ve gömülen, dirilen, gerçekten üçüncü gün sabahı gerçekten dirilen; ezeli büyük düşmana, ölüme karşı zafer kazanan gerçek, yeni, doğaüstü yaşamı getiren Mesih İsa, Dirildi.
 
Böylesine güzel bir haberi bizler dünyada nasıl yankılandırabiliriz?
 
Sevgili kardeşlerim, dinleyiniz. Bizler bu olayın tanıklarıyız. Tarihte yıldan yıla ebedileşen sesiz; dünyada hep daha fazla halkalar halinde yayılan sesiz; bizler, ilk önce kendi gözleriyle gören, elleriyle dokunan, ilk tanıkların tanıklıklarını devam ettiren, yineleyen ve her doğal deneyimin kalıplarında muzaffer gerçeğin yenilik ve gerçekliğini hisseden sesiz; bir nesilden diğerine, bir topluluktan bir diğerine, Mesih İsa’nın dirilişinin yaşam mesajını aktaranlarız.
 
Bizler Kilise'nin sesiyiz, çünkü bunun uğruna Kilise kuruldu, insanlıkta yayıldı, bu nedenle elçi olundu, bu nedenle yaşayan ve umut dolu bir şekilde, bu nedenle kendi kanıyla sözünü güçlendirmeye hazırdır. Bir meleğin trompetiyle bugün cennette ve yeryüzünde hala çınlayan bir inanç mesajı: O Dirildi. Mesih dirildi.
 
Şimdi, sevgili erkek ve kız kardeşlerim, yine dinleyin.
 
Mesih İsa’nın diriliş olayı, evet O’nun tarihiyle ilgilidir, tanrısal ve beşeri olarak bize tanıttığı Allah’ın Kelamının Şahsiyetindeki O’nun hayatını aktaran İncil’dir; ama bizimle de ilgilidir. Rab Mesih İsa’da Allah’ın bir tasarısı gerçekleşir; asırlar boyunca kutlanarak süregelen, insanlığın kurtuluşunun gizemi bize belirdi. Bizler Mesih’te kurtuluşa erdik. Mesih’te bizim hayat yolumuz belirlendi, Mesih’te bizim hayat dramlarımız çözüme kavuştu, Mesih’te bizim acılarımızın anlamı oluştu; Mesih’te ümitlerimiz şekillendi ve ışık gördü.
 
Rab'bin dirilişi yalıtılmış bir gerçek değil, tüm insanlığı ilgilendiren bir gerçektir; Mesih’ten dünyaya yayılır; kozmik bir öneme sahiptir. Harika bir şeydir: bu olağanüstü olay, bu dünyaya farklı ve dramatik etkilerle gelen her insan için yankılanır; bütün aile ağacını dâhil eder; Mesih, yeni bir hayati prensibi doğal insan hayatının kırılgan ve ölümlü dolaşımına aktaran yeni Adem'dir; tarif edilemez, ama aslında, yeniden yaşam verme gücüne sahip bir başlangıç, ölümsüzlük tohumu, O’nun ile yani Mesih ile Kutsal Ruh’un etkisi altında O’nunla Allah’ın kendi hayatına paydaş oluncaya kadar varoluşsal bir birlik ilişkisidir, çünkü Mesih isayesinde bizler Allah’ı Göklerdeki Babamız diye mutlu bir şekilde çağırabiliriz.
 
O halde, Mesih’in dirilişinin bu evrensel değeri üzerinde çok düşünmeliyiz. İnsanlığın dramının anlamı bu değerden kaynaklanır, kötülük sorununa çözüm buradadır; adına Hristiyanlık dediğimiz yeni bir yaşam formunun başlangıcı O’ndadır.
 
Bu kutsal gece söylenen Paskalya ezgisinin hatırlayınız: insanların kaderi üzerine en yüksek destanın ilahisidir bu; onun kaynağına gider gitmez, yani Mesih’in dirilişine, hemen sonra çok engin ve karşılaştırılamaz bir kurtuluş tarihinden bahsederek akar gider. Bu tarih, ister istemez herkesi ilgilendirir.
 
Rab’bin dirilişi ile olan dayanışmamızı keşfettikten sonra, bundan birçok sonuç aksın, hepsi büyük, hepsi harikulade olsun: Sonucu yenilenmektir – yani insanların vicdanında dini anlamda buna belki diriliş demek daha iyi olacaktır-.
 
Mesih’in dirilişinin gerçek olayı hakkında din temellerini kurar. O’ndan ismini alır ve hayat bulur. Böyle bir ışık, mutluluk, kutsallıktır ki dünyada O’nun alevlendirdiği imandan fışkırır. İmanını beyan edenlere Hristiyan yaşamı yalnızda barış ve sevinç zenginliği değil, ayrıca etrafını saran yeni bir davet olarak, bir arzu uyandırır, bir huzursuzluk doğurur, dünyada din problemini her daim dürten bir istek getirir.
 
Şu anda, zamanımızın insanında ortaya çıkmış olan dinsel anlamın krizini, onu uyandırması gereken nedenlerden dolayı hatırlamalıyız: modern insanın vicdanını sarsan kültürel, bilimsel, teknik ve sosyal ilerlemeden kaynaklanan, modern insanın vicdanını sarhoş eden nedenler, inanışları yaratarak onların hayal kırıklığına dönüşmesine neden olan şeylerle baş edemeyen; halihazırda karanlık kalan temel problemleri çözmek için başka şeye ihtiyaç olmayan ve kendisini bir hoca ve kurtarıcı olarak gören, hayatının hep daha fazla karanlığa sürüklendiği, bilime, varoluşa, mutluluğa ve sevgiye olan açlığı doyurmayı başaramayan; zamanla içinden gelen ama onu derinleştirmeyi başaramayan, etrafını saran doğaya karşı üstünlüğünü yayan modern bir  insanın dramıdır.
 
Zamanımızın bu karakteristik deneyiminden geçen ruhların koşullarının ne olduğunu biliyoruz. Bazıları yaşlanmış bilimin kör ettiği inkarlara, diğerleri ise huzursuz, çoğu kayıtsız ve yabancılaşmış ve neredeyse o hayattan pes etmiş, amaç ve anlamdan yoksun; en düşünceliler arasında sayısı hiç de az olmayan ilgisizliğe gidişler, insani ruhun en sağlam ve en özgün yapılarının temeli olan bu dinsel duygunun çürümesinden endişe duyuluyor.
 
Din ile ilgili olarak, siz ve bugün bizi dinleyen insanlar kim olursa olsun, tüm herkese, Hristiyan Paskalyası'nın bizi yerleştirdiği tepe noktasından herkese hitap ediyoruz: Mesih'in dirilişinden dünyaya gelen ışık mesajını karşılama davetidir: Bu, aynı zamanda O'na iman edecek bir özne ve O'na inanacak bir nesne olarak oluşacak bir olaydır. Görmek ve bilmek isteyen ve araştırmak isteyen insan aklının doruğundadır; Allah’ın Sözü'nün gücünü ve nezaketini ruhuyla dolan, iman sayesinde kabul edilen dini gerçekliğin ezici kesinliğinin başlangıcındadır.
 
Bugün insan, modern düşüncenin kritik olgunluğuyla ve kendisi hakkında haklı ve kesin bir kavram olan, yaşamıyla ilgili telaşlı sosyal evrim tecrübesiyle denenmek zorundadır. Kendi başına bulmayı başaramayacağı bir ışığa ihtiyacı vardır. İmanlıların duasını canlandıran, son derecede ifadeli, sembolik ve nezih ritüellere her kim katıldıysa, Paskalya mumu yakıldığı zaman söylenen şu üçlü ilanı büyüyen bir yankı ile yüreğinde hissetmelidir: «Lumen Christi» , yani “İşte, Mesih’in Işığı!”
 
Aziz Yuhanna İncil’inin başlangıcında söylediği gibi, ışık karanlıklarda parlar. O halde “Deo Gratias” yani “Allah’a şükürler olsun” diyebilmenin cesaretine, ümidine ve sevincine sahip olmak gerekir. Sana şükrederiz, ey Allah, çünkü Mesih’in Paskalyası sayesinde, insanlığın ve evrenin ufkunda ışık yaktın ve karanlıklarda inayetli nurunu aydınlattın.
 
Her dinde, içinde ihtiyacı olan netliği vermek için yeterli olmasa da, ne küçümsememiz, ne de söndürmemiz gereken ışık parıltısı vardır ve bu da onun Hristiyan ışığının mucizesine ulaşmaya yeterli değildir. Hristiyan ışığı, gerçeği Gerçek ile karşılaştırır, her din Var Olan’ın aşkınlığına bizi yükseltir. Bunun aracılığı olmadan varoluşun manası yoktur, mantık yürütmek mantıksızdır, sorumlu hareket etmek ve hayal kırıklığı olmadan ümit etmek yoktur. Her din iman şafağıdır ve bizler en iyi şafağı, Hristiyan bilgeliğinin mükemmel parıltısını ümit ediyoruz.
 
Bununla birlikte, dini olmayan ya da ona karşı gelenlere bizler, onların mantıksız öğretilerin ağırlığı altında, huzursuzluk veren şüphenin ve kaçınılmaz saçmalıkların çelişkilerinde, ümitsizliğin ve hiçliğin lanetinde kendi kendilerini mahkum etmemeleri için dualarımızı yükselteceğiz.
 
Belki de aranızda din kavramlarının kesin olmadığını ve tiksindirdiğini düşünenlerin sayısı hiç de az değildir; belki de tam olarak dinin bu olmadığını düşünürler: Böyle düşünceler, düşünceye karşı zorbalık, ilerleme zinciri, insanın küçük düşürülmesi, yaşama karşı üzüntüdür. Belki bazılarınız daha açgözlüdür ve bu nedenle ışık parıltısını yakalamak için bilinçsizce yaşamak daha uygundur, çünkü tembellik ve cehalet içinde uyuyamazlarsa, ateizminin karanlığı, öğrencileri karanlıkta deşifre etmek için nefessiz bir çabaya yönlendirir.
 
Bugün Paskalya nurunu, bütün onu kabul etmek isteyenlere sadece bir tebrik olarak, bir armağan, en üstün memnuniyetimizin bir işareti olarak vermiyoruz, çünkü özellikle bu parıltıya zaten kendilerini hazırlamış olan siz Hristiyanlar için, siz Katolik imanlılar için sunuyoruz. Biz Hristiyan olarak gerçekten içimizde olmak istediğimiz, Mesih’te dirilen hayatımızda, Paskalya’nın ilk ışığı, yani sevinçtir. Nitekim Hristiyanlık sevinçtir. İman sevinçtir. Lütut sevinçtir. Bunu anımsayın, ey kardeşler ve dostlar: Mesih İsa sevinçtir, dünyanın gerçek sevincidir.
 
Evet, Hristiyan hayatı sadedir; acıyı ve vazgeçmeyi bilir, kefaret ister, kendi fedakarlığını yapar, haçı kabul eder ve gerektiğinde acı çeker ve ölümle yüzleşir. Ancak belirleyici ifadesinde Hristiyan hayatı mutluluktur. Mutluluklar üzerine, İsa'nın konuşmasını hatırlayın.
 
Böylece büyük ölçüde olumludur; özgürleştirir, arındırır, dönüştürür: içindeki her şey iyiye, dolayısıyla her şey Hıristiyan yaşamındaki mutluluğa dönüşür. Bu hayat insanidir. Bir insani olgudan daha fazladır, Mesih'in Ruhu ve teselli eden Ruh olarak yaşayan ve tarif edilemez bir varoluş tarafından çevrelenmiş, onu destekleyen, yükselten, daha yüksek şeylere yetkin kılan; inanmaya, ümit etmeye, sevmeye hazırlayandır. O egemen olarak iyimserdir. Yaratıcıdır. Ebedi ve tam mutluluğu beklerken bugün mutludur.
 
Paskalya bayramının bu yönü üzerinde neden duruyoruz? Neden dini hayatı insani mutlulukla bütünleştiriyoruz?
 
Bunu anlamak kolaydır. Çünkü herkesin Hristiyanlığı tecrübe etmesi temennisinde bulunuyoruz. Nitekim Hristiyanlık, yani başka ve net bir tanımlamayla temelini Paskalya’nın gizeminden alan o, insani sorunların çözümleri ve memnuniyetlerini içinde barındırır!
 
O halde, siz özellikle acı çekenlere İyi Paskalyalar dileğini yöneltiyoruz; hala doğruluğa acıkıp susayan sizlere, emek veren, zahmetlerini ortaya koyan sizlere, iyi ve teselli veren Paskalyalar!
 
Mutluluğun içgüdüsüne sahip olan siz gençlere de, dünyevi değerlerin ötesinde, zevkin ötesinde, başarının ötesindeki kaynağı keşfedebilesiniz, sadece Mesih’in verebileceği hayatın derin manasında iyi Paskalyalar.
 
Özellikle siz Hristiyanlar, sahip olduklarınızın zevkini yaşayasınız ve bugünkü dünyanın ihtiyaç duyduğu gerçek sevinci dünyaya verebilesiniz diye Paskalya iyi dileklerimi sizlere yöneltiyorum.
 
Roma’dan tüm Kilise’ye, henüz bizden ayrı olan kardeşlere, Allah’ta aynı imanı taşıyanlara ve de inanmayan ya da inanmayı kesenlere; talihsizlik yüzünden sefalet içindekileri içtenlikle anarken onlara, bu gece ilan edilen dirilişin güzel haberini, tüm insanlığa, tüm dünyaya, gerçeğin ve yaşamın tanıkları olarak, Havarisel Takdisimizle birlikte yöneltiyoruz.
 
Bütün evlatlarıma, İyi Paskalyalar!
 
 
Papa 6. Pavlus
Pazar, 29 Mart 1964
 
Kaynak: https://w2.vatican.va/content/paul-vi/it/messages/urbi_et_orbi/documents/hf_p-vi_mes_19640329_easter-urbi.html
 
 

 Üst sayfa