İNCİL YAŞAM OLDU

“Anlayışlı bir kişiye rastlarsan, çabucak onu görmeye git, Evinin eşiğini aşındır.” (Sirak 6:36). Dünyamızın “yaşa bakamadan” ruhsal olarak olgunlaşmış kadın ve erkeklerde yer edinmiş çokça bilgeliği ihtiyacı var. Bu insanlar bir isme, bir yüze, bir geçmişe, bir yola… hedefe sahipler.

Onların adı Fransua, Klara, Maksimilyan… yüzler, isimler, geçmiş, yollar, hedefler… tarafımızdan kısmen zaten tanınan insanlar. Onlarda ruh derinlemesine yol aldı; Ebediyetin “kokusunu” hissettiler ve bu şekilde zayıflıklarına rağmen güçlü kaldılar, kuşkularına rağmen imanlarında sağlam kaldılar, yalnızlıklarına rağmen korunma altındaydılar!
 
Bu erkek ve kadınlar “Allah tarafından cezp edilerek” çölde patikalar açtılar. Başlangıçta yalnızmış gibi, hatta biraz da çılgın gibi görünseler de… onların yalnızlığı, onların azizliğinin sırlarını kat edenlerde onları daha belirgin, daha erişilebilir kıldı; onlar yalnızca yaşamayı değil, aynı zamanda ölmeyi de öğrendiler, onlar gibi… Allah’ta! Onlar bizler için değerlidirler, çünkü onların “çılgınlıkları” bizim varoluşlarımıza da nüfuz etti ve yaşama dönüşe İncil’in macerasında bizleri altüst etti.
 
Mesih’in cazibesine kapılarak onlar, Onun yaşamıyla, tarzıyla, arzularıyla ve tutkusuyla bütünleştiler!Onun gibi “dünya uğruna Peder Allah’ın Sevgisinin çılgınlığı”nı kendilerinde bedenleştirmeyi öğrendiler ve sevmeye kadar, ta ki ölecek kadar severek! Rabbin Annesi Meryem, tüm onlar için, En Yücelerde Olan ile karşılaşacakları gizli Konut oldu ve Onda, Aziz Fransua’dan başlamak üzere hepsi güvenlerini gösterdiler, çünkü “kardeşimiz olarak bize İsa’yı veren” O oldu; Onu seven ve Onun tarafından “özel bir sevgi” gören yine onlar oldu.
 
Maksimilyan Kolbe’den önce Assisi’li Fransua, hayatını, güvenini ve sevgisini Meryem’e adadı. Kendisi Meryem üzerine fazla yazılar bırakmasa da, her zaman yaptığı üzere, vaazı onun hayatı, davranışları, seçimleri ve –bu durumda- Onun ile içten birliği oldu; “Onunla oturmak… evinde kalmak” ifadesini kendinden bütünleştirdi.”[1]
Şöyle diyordu: “Bakire Meryem, kendisinin sevdiği, dünyanın tüm kiliseleri arasında bunu özellikle sever.” Bu nedenlerden dolayı, kendisi yaşadığı sürece, Porziuncola için en yüksek hürmeti ve dindarlığı beslemiştir.”[2]
 
Nitekim Fransua, Meryem’in evini tamir ettirdikten sonra[3] kendi yoldaşlarıyla birlikte buraya sığınmıştır, buraya yerleşerek kendi konutu kılmıştır. Burada Fransua İncilci mükemmellik yolunu keşfetmiş ve Fransisken Düzeni’ni kurmuştur. Burada rahipler sayıca çoğalmışlardır, Burada genel kurul toplantıları gerçekleşmiştir. Burada başlangıçta Klara’yı misafir etmiştir ve burada “Klara, Mesih’in gelini yapılmıştır.” Başka evleri tamir ettirmiş ve yaşamış olsa da, tercihen Meryem’in bu evi için Papa III. Onorius’tan genel af talep etmiştir. Asla bu “Meryem’in evi”ni terk etmemeleri konusunda kardeşlerini hararetle öğütlemiştir.[4]
 
Ayrıca, onun tövbe etmesinin yirminci yılında, hayat ruhunu Allah’a adaması için, lütuf ruhunu almış olduğu yere, yani Porziuncola Azize Meryem Kilisesi’ne kendisini götürmelerini istedi. Yazdıklarından, Fransua’nın Porziuncola’ya olan bağlılığının, basit bir şekilde o yere değil, onun Bakire Azize Meryem’e olan sevgi bağından kaynaklanan bir ifade olduğu sonucuna varmak zor değildir.
 
 
Fransua’nın Meryem yolunun izinde
 
Maksimilyan Kolbe’nin Meryem hakkındaki önerisi, kökünü ve tanımını, Fransua’nın bu Meryem dindarlığı tecrübesinde bulmuştur. Onu yeniden ele almış, tecrübesini yaşamış, onu geliştirmiş ve ileriye taşımıştır. Kendisini Fransiskenliğin beşiğinde büyümüş bulun Peder Kolbe, Lekesiz Meryem’in rolünü, görevini ve yüzünü keşfetmiştir. Kilise’nin İncil üzerine inşası için, Hristiyanlarda Mesih’in yeniden doğması karizmasının, Fransisken Düzeni’ne emanet edildiğini sezmiştir: Meryem’in görevinin tarihte devamı niteliğindedir.
 
Dolayısıyla, tamamen Meryem üzerin kurulmuş bir programdan bahsedilir.[5] Aziz Maksimilyan’a göre; Allah’ın tasarılarında ve Meryem’in projelerinde özel bir yere sahip olan, Fransiskenliğin kurucusundan başkası değildir: Bu, başlangıç noktasıdır ve Peder Kolbe’nin tüm dahiyane sezinlemesine dayanmaktadır. Öyle ki kendisi şöyle yazar: “Aziz Fransua ve Lekesiz Doğan Çok Azize Meryem arasındaki ilişkiler derinlemesine incelenmeye değerdir. Bu bizim destek noktamız olacaktır.”[6]
 
Peder Kolbe, Serafik Kurucu Peder’in çağrısının ve onun sonuçlarının, Meryem’in özel bir armağanı olduğuna içten inanmıştır. Onun temel öğelerini –yoksulluk, acı, sevinç, merhamet, pederliğe ve Kilise’ye sevgi; Beytlehem ve Haç Tepesi, Haça Gerilmiş İsa- Meryem’i kendinde bütünleştirerek sahiplenmiş; bu şekilde Meryem’e dualar ve tekrar edilemez eşsiz övgüler yöneltmiştir.
 
Maksimilyan Kolbe; Aziz Fransua’nın da Meryem’in Lekesiz olduğu hakkında (belki başlangıçta yalnızca mistik açıdan) bir bilgiye sahip olduğuna inanmıştır: “Pederimi Aziz Fransua’dan ve Aziz Bonaventura’dan başlamak üzere, Lekesiz Doğmuş Meryem’e olan dindarlık Fransisken Düzeni’nin özel bir niteliği olmuştur.”[7]
 
Aziz Maksimilyan bu inanışı, Serafik Peder Fransua’nın Meryem hakkında vurguları üzerine kurmuştur: tüm yaratılanlarla ilgili olarak, onun aziliğinin, masumiyetinin, lütuf ile dolu oluşunun, Ondaki tüm iyiliğin, “Kutsal Ruh’un Gelini”, Allah’ın Efkaristiya kutusu, En Yücelerde Olan’ın ibadet yeri, her zaman Bakire unvanlarının Onda birliğinin yerine vurgu yapılmıştır.
 
Öyle ki şöyle yazmaktadır: “Peder Aziz Fransua […] ruhların fethi için ilk kardeşleri gönderirken, onlara İlahi Anne üzerine bir dua öğretiyordu: ‘Seni selamlıyorum, Hanımefendi… Seni çok kutsal ve çok sevilen Oğlu ve Tesellici Kutsal Ruh ile kutsayan Göğün çok kutsal Peder’inin Seçilmişi. Sende lütufların doluluğu ve her iyilik var oldu ve vardır.” (Fonti Francescane, 259).
 
Büyük bir kalabalı kitlesinin mevcudiyetinde Meryem’in Lekesiz Doğumu’nu kutlamak üzere Rovigo’da kendisi bulunmuş ve aynı yerde bağışlar toplayarak İlahi Anne’ye adanması için bir kilise inşa ettirerek, yaptırdığı sunağı da Çok Azize Bakire’nin Lekesiz Doğumu’na adamıştır.”[8]
 
Karizmatik sezgisinde Peder Kolbe, Fransiskenliğin tarihinde ayrı ve birbirini tamamlayan iki aşama görmüştür: Fransisken Düzeni’nde Lekesiz Meryem’in emanet ettiği tek resmin iki zamanı gibidirler. “Topluluğumuzun başlangıç zamanlardan itibaren –diye yazmıştır- yedi asır boyunca Lekesiz Meryem’e olan davanın altın çizgisi, kesintisiz olarak gelişim göstermiştir. Azize Bakire Meryem’in Lekesiz (Günahsız) Doğumu gerçeğinin tanınması için mücadele edildi. Savaş zaferle sonuçlandı. Bu gerçeklik, her yerde kabul edildi ve iman öğretisi olarak ilan edildi. Peki şimdi? (…)”
 
Şimdi ise tarihimizin ikinci sayfası açılmaktadır: Yani zamanların sonun kadar yaşayan ve yaşayacak olan herkesin yüreklerine bu gerçeği ekmek ve kutsallıklarıyla ilgilenerek onun meyvesini geliştirmek. “Lekesiz Meryem’in, Oğlu’nun tahtını insanlarda yüceltmesi adına, Onun bilgisine onları yönlendirmesi ve onun Çok Kutsal Yüreği’ne olan sevgiyi alevlendirmek üzere Lekesiz’i insanların yüreklerine koymak.”[9]
 
İşte, Lekesiz Meryem’in tarifsiz hayat gerçekliğini bütünleştirmenin o çok geniş programının taslağı. Aziz Maksimilyan Kolbe, tarihin bu ikinci sayfasını, “Lekesiz Meryem Cemiyeti’”ni kurarak başlamıştır. Meryem cemiyeti –kendisinin belirttiği üzere- içinde yalnızca Fransisken tezini değil, aynı zamanda tüm teolojik ve pratik sonuçlarıyla Lekesiz Meryem dogmasını da barındırmaktadır. Dolayısıyla, “Cemiyet’in amacını gerçekleştirmek ve bunu en kısa zamanda yapmak, daha doğrusu tüm dünyayı ve dünyanın sonuna dek yaşayan ve yaşayacak her bir ruhu Lekesiz Meryem için ve Onun aracılığıyla da İsa’nın Çok Kutsal Yüreği’ne fethettirmek (…).
 
Kesintisiz şekilde Lekesiz Meryem’e olan sevgiyi ruhlarda derinleştirmek, onlar ile Meryem bir olsunlar diye ve Meryem onlarda yaşasın ve severek etkin olsun diye, ruhlar ile Onun arasındaki sevgi bağını sıkılaştırmak. Meryem, İsa’nın ve Allah’ın olduğu gibi; her ruh da Onun ile ve Onda İsa’nın ve Allah’ın olacak, daha doğrusu eğer mümkünse, O olmadan ve Onun aracılığı yoksa hiç olmayacak kadar daha mükemmel bir şekilde olacaktır.
 
O zaman ruhlar, o zamana dek hiç olmadığı şekilde İsa’nın Çok Kutsal Yüreği’ni sevecekler; öyle ki hiç yapmadıkları gibi Onun yaptığı şekilde sevginin gizemlerine dahil olacaklar: Haç, Efkaristiya. Allah’ın sevgisi, Onun aracılığıyla dünyayı alevlendirecek, onu yakacak ve sevgi sayesinde ruhların “yukarıya alınması” gerçekleşecek.[10]
 
Santa Scorese: Aynı sevginin gizeminde
 
Meryem ile birlik içinde olgunlaşmış bu “sevgi ateşinde” Peder Maksimilyan yaşadı, çalıştı, acı çekti ve hayatını feda ederek şehit oldu. Aynı sevgi gizemine Santa Scorese (1968-1991) azizlik macerasını koydu ve beşeri olarak, imanda olgunluğu için ve kendisini tam olarak bahşetmesinde güç bulma nedeni çıkardı.
 
Ama bu tecrübesini kendi ağzından dinlemeye koyulalım: “Kendimden bahsetmek neredeyse her zaman zor oldu, çünkü ben doğam gereği, kendimi dinletmekten çok başkalarını dinlemeye eğilimliyimdir. Fakat şimdi, başlattığım bir iman yürüyüşü sonrasında, sahip olduğum şeyleri, hatta tecrübelerimi bile başkaları ile paylaşmayı öğrendim; çünkü ben bir “armağanım.” Benim davranış ve yaşama biçimimi tamamen altüst etmiş olan büyük değişiklikler meydana geldi.
 
Ben her zaman Katolik kaldım; benim ailem de öyleydi, fakat bana güven vermeyen, benim yaşamama tamamen izin vermeyen bir şey olarak uzun zaman boyunca imanımı yaşadım, ama deri üzerinde hafiften hissettiğim bir his olarak, derinine nüfuz etmediğim bir durumdu. Pazar günleri Ayine gittikleri için (bundan daha kaçabilselerdi daha iyi olurdu) kendilerini Hristiyanlar olarak ikrar eden birçokları gibi ben de kendimi güvensiz hissediyor ve öyle yaşıyordum, ama bende bir şeylerin eksik olduğunu hissetmeme rağmen yine de hiçbir şeyi değiştiremiyordum!
 
İşte, Peder Kolbe-Lekesiz Meryem’in Müjdeci Rahibeleri’ni tanıdığım dönem tam da bu zamana denk gelmişti ve onlar karşısında benim göstermiş olduğum ilk tutumum onları reddetmek oldu. Fakat şimdi bakacak olursam, söylemeliyim ki o günden itibaren her şey değişti. Bir dua gününe davet edildiğimi hatırlıyorum.[11]
 
Meryemana’dan konuşulduğunu birçok defa duymuştum, ama şimdi farklıydı. Açık maviler giyinmiş, benim güzel kilisemde duan değildi, zira yüreğimi ona açarak konuşabileceğim Anne idi. İncil’in şu cümlesine dikkatimi hiçbir zaman vermemiştim: “Anne, işte oğlun; oğlu işte Annen.” ne de onda tüm evrenin anneliğinin gizemini ihtiva edildiğini duymuştum; benim için tuhaf ve yeni bir esinlemeydi, fakat benim hoşuma gidiyordu.
 
Bu şekilde, bende neyin eksik olduğunu nihayet anlamaya başladım: sabit kalan noktaları, kendime çeki düzen vermem geren görüntüleri, kısacası bir kadın modeli ve ideali. Meryem de benim için tam da doğru olan gibi görünüyordu.
 
O zaman yavaş yavaş izlenmesi gereken Meryem’in “çeşitli yüzlerini” keşfetmeye başladım. Azize olmak için izlenecek model olarak Meryem, benim özgür bir seçimim oldu ve o zaman, güzel bir iş yapsın diye kendimi hazır kılacak olan kendimden başkasının olmadığını fark ettim.”[12]
 
“Meryem’i benim örneğim, Mesih’e doğru giden yolda arkadaş olarak seçtiğimden beri, dinlemeye koyulmam, Allah’ın bana söylediklerine daha hassas olmam benim için daha kolay olmaya başladı; ama ruhsal hayatımın bu “anında” sarf ettiğim çaba büyük oldu. Öyle ki, her şeyden önce, Allah’ın benden ne istediğini gerçekten anlamam için dinlemeye koyulmam gerektiğini biliyordum, ama ben istediğim şeyleri Allah’a söylettirmeyi başarma gibi bir yeteneğe sahiptim.
 
Bu şekilde, huzurlu bir ruha sahiptim, çünkü Rabbin isteğini yerine getirmiş” olduğumu biliyordum; hep dakik olarak, algılamış olduklarımdan tamamen farklı, daha iyi programlanmış sonuçlara karşı çarpmaya gidiyordum: Allah’ın gerçek tasarıları. İşte orada en derin krize düşünüyordum, çünkü her şeyi yanlış yapmış gibi görüyordum. Allah’ın sözüne kulak vermeye koyulmak zordu, çünkü artık benim ile Onun arasında devamlı bir çatışma vardı ve ben de onu kazandığımı düşünecek kadar kördüm (…)
 
Ama yine de, savaşımda Allah’a zafer kazandırabilmek için bir arkadaş tanıdım: Meryem. Kendisi, yalnızca Rabbin beni güçlü bir şekilde konuşturmak istediğinde dinlemeye koyulmamız öğretmiyor, aynı zamanda gündelik yaşamda, çalışmamda, anneme yardım etmemde, en basit şeyleri yapmamda bana eşlik ediyor. O Rabbe hizmet etti, an ve an; dalganın en yüksek tepesi olmadan ve kendisini bir kahraman ilan etmeden; zira alçak gönüllülükte ve saklı bir yaşam sürerek ve ben de bunlarda onu taklit etmeye çalışıyorum.
 
Eğer buradaysam ve bunları söyleyebiliyorsam, demek ki beni elimden tutan biri var ve Meryem’e ve onun öğretisine teşekkür etmem gerektiğini hissediyorum; bunu da şöyle yapmaktan hoşlanıyorum:
“Anne, mevcudiyetin için sana teşekkür ediyorum, çünkü beni dinlemeye eğitiyorsun ve dinlemenin de zaten bir dua olduğunu bana söylüyorsun. Ben yolumun daha başındayım, ama senin mevcudiyetine olan güvenim tamdır. Allah’ı dinlemeyi bilen Sen, beni de dinle. Söz ile yaşamayı, onu muhafaza etmeyi ve kendimi, Mesih ile tanımlamam için canlı Mesih’in Sözü kılmaya kadar, bunu hayata çevirmeyi öğrenmemde bana yardım et.
 
Dinlerken bana rehberlik et ve anlamadığım zamanlarda, İsa’nın Sözü’nün gizemde de bir değere sahi olduğunu bilerek, susmamı bana öğret.Dikkatli duran kulaklara sahip olayım, ama özellikle de, kalabalık arasında anonim olarak kalarak, Oğlu’nun öğretilerini kabul etmeye ve kavramaya açık, hazır ve mevcut bir yüreğim olsun. Dinlemeyi bilmemi bana öğret, yaşamayı bana öğret; çünkü bulunduğum yerde, gün ve gün dünya için ölmeye ve dirilmeye devam eden Mesih’in atan kalbi olabileyim.”[13]
 
Yoğun bir hayat
 
Peki, bu kız kimdir? Neden ona ilgi duyulmalıdır? Santa Scorese, Kilise’nin “azizlik yolunu” incelemek ve teyit etmek üzere ilgilendiği genç bir kızdır. Allah’ın Hizmetkarı bu kız için ermişlik payesine yükseltilmesi davası sürerken; Kolbe’nin şakirtleri olan tüm bizler için, Allah’ın ve bizim Annemiz Bakire Meryem’den çıkan, bu zor üçüncü binyılda da azizler olmada yetenekli kılmak üzere daha fazla gücün bir teyididir.
 
Santa Scorese: Bu kelime parçaları onun kısa ama yoğun hayatını özetliyor. Kısa, çünkü yalnızca 23 yaşındayken öldürüldü. Uzun zamandır ona rahatsızlık veren bir akli dengesi bozuk bir genç tarafından, mahalli kilisesindeyken ölümcül yaralanmıştı (15 Mar 1991).Yoğun bir hayat, çünkü ailesi, arkadaşları, Lisesi, Pedagoji Fakültesi, Azione Cattolica, Kızıl Haç’ta gönüllü çalışması, Fokolarini Hareketi Korosu…
 
Dahası, Aziz Maksimilyan Kolbe’nin izinde “Meryem”de yaşanmış bir hayat: Derste, duada, müjdelemede, yalnız yaşayan yaşlılara, zorluk içindeki ailelere ziyarette, kateşizmde, İsa’nın “Ardımdan gel!” dediği o içinde hep daha fazla canlı hissettiği çağrısına cevap vermek için arayış içinde olmasında ve son olarak şehitlik gölgesinde bir ölümde.
 
 
Carmencita Maria Picaro

 


[1] Aziz Fransua “konutu” olarak Santa Maria degli Angeli [Meleklerin Azize Meryem’i] adındaki Meryem evini seçmiştir  (bkz. Fonti Francescane, 355).
[2] Fonti Francescane, 1553.
[3] Fransisken Kaynakları’nda “Yer isimleri” listesinde Porziuncola özellikle incelenebilir.
[4] Fransua, Celano’nun ilk Yaşamı’nda” aktarıldığı üzere, “Allah’ın Hükümranlığının, yeryüzünün her yerinde olduğunu hiç kuşkusuz biliyordu ve her yerde imanlıların onun armağanını alabileceğine gerçekten inanıyordu; fakat tecrübenin ona öğrettiği üzere Azize Meryem’inin o güzel Porziuncola küçük kilisesini ihtiva eden o yer, en bol göksel lütuflarla donatılmış ve onurlandırılmıştı.” Dolayısıyla kendisinin sık sık dediği gibi: “Sevgili oğullarım, bu yeri terk etmekten kesinlikle kaçının.” (FF 503).
[5] Bkz. P.Severino Ragazzini, San Massimiliano Kolbe. Vita, spiritualità e martirio. Edizioni dell'Immacolata, Bologna 1999, p. 315-316. Cfr. SK 991 R; 485.
[6] Aziz Maksimilyan, 523.
[7] Aziz Maksimilyan, 21.
[8] Aziz Maksimilyan, 1081.
[9] Aziz Maksimilyan, 486.
[10] Aziz Maksimilyan, 991 Q.
[11] Azize, 1983 yılında “Peder Kolbe-Lekesiz Meryem’in Müjdeci Rahibeleri” tarafından organize edilen, Merkezlerindeki toplantılara sadık bir şekilde katılmaya başlamıştı.
[12] Cfr. Santa Scorese, L'attirerò a me. Scritti spirituali di una Serva di Dio, Edizioni San Martino, Bari 2000, ss. 259-261. Santa tarafından, Lekesiz Meryem Müjdeci Rahibeleri tarafından 1987 Mayıs ayında Bari’de organize edilen Meryem kutlaması esnasında aktarılan tanıklık.
[13] A.g.e ss. 265-266. Bari’de 1989 yıllında Lekesiz Meryem’in Müjdeci Rahibeleri’nin bir toplantısı bağlamında yaptığı Meryem üzerine paylaşımı.

 Üst sayfa