SEVGİNİN EBEDİ İŞARETİ: RABBİN YARALARI

Şakirtler, korkularından dolayı eve kapanmışlardı. Tam bir yol karmaşası anıdır: En değerli arkadaş, onlarla birlikte üç yıl boyunca birçok şeyi paylaşmak üzere her daim kalan öğretmenleri, onların önlerinden gitmiş ve bu amaçta her şeylerini onun uğruna bırakmış adam, artık yoktu.

Göğü iyi tanıyan, onlar için sonsuz ufku tamamen açmış olan adam, şimdi bir kayanın oyuğuna kapatılmıştı. Her türlü ümit sönmüş ve her şey ayaklar altına serilmişti. Bununla birlikte, tanınmış olma ve hocalarının aynı sonuna maruz kalma korkusu hakimdi.

Ancak o erkekler ve o kadınlar bilge, güçlü iyi bir seçim yapmışlardır: birlikte kalmışlar, birbirlerinden ayrılmamışlar, bir topluluk oluşturmuşlardır. Halkın arasında ve kervan konvoylarının içine dalarak ortadan kaybolmuş olmaları onların güvenliği için belki de daha iyi olacaktı. Bunu aksine, biri bir diğerine destek olarak zayıflıklarında birbirlerine yardımcı olarak, yoldan sapmamışlar ve kederi kenara atmışlardır. Grup hakkında iki şey biliyoruz: Korku ve birlikte kalma arzusu.

Ve işte o evde, onları ters düz edecek bir şeyler meydana gelecektir: Ruh’un esintisi ve ateşi. Biri bir diğerine sıkı sıkıya tutunmasında, Onun korkusu ve anısı aracılığıyla ve onun sözlerini yüreklere taşıyan Ruh’un sayesinde ilk Hristiyan topluluğunun filizleri canlanmış olacaktır.

Sekiz gün sonra hala hepsi birlikte oradaydı.  İsa, en derin saygı çerçevesinde yeniden dönmüştü: Dayatmak yerine, teklif etmeye; azarlamak yerine, ellerini onlara göstermişti: Koy, bak; elini uzat ve dokun.

Diriliş, çivilerin deliklerini kapatmadı, yaraların kenarlarını doldurmadı. Çünkü haç üzerindeki ölüm, aşılıp unutulması gereken basit bir talihsizlik değildi: O yaralar Allah’ın yüceliğinin yaraları, sevginin zirvesiydi ve her zaman açık kalacaklardı.

İncil, Tomas’ın yaraları dokunduğundan bahsetmiyor. Zira İsa’nın ona teklifte bulunması, bir kez daha yine aynı defa ona yönelmesi yeterliydi; Onu yarı yolda bırakmış olsalar da İsa öğrencilerini terk etmedi. Onun tarzıdır, O’dur; hata yapamazsın. O halde cevap şöyledir: [Benim] Rabbim ve Allah’ım. Benim, nefesim benim olduğu gibi, onsuz yaşayamazdım. Benim, yüreğim gibi, onsuz var olamazdım.

Beni gördüğün için iman ettin; ne mutlu beni görmeyip de iman edenlere! Büyük eğitmen, İsa; Tomas’ın yaptığı gibi özgürlüğe ve dış işaretlerden uzak kalmaya, seçimlerin ciddiyetine eğitiyor.

İlk Hristiyan topluluğunda olduğu gibi Kilise’de de, itaat etmenin bilincine daha fazla eğitilmiş olsak; tatlılığın daha fazla derinleştirilmesine yönlendirilmiş olsa ne güzel olurdu.

Bütün bunlar, İsa’ya inanasınız diye yazıldı ve amacı, iman etmekle gerçek hayata sahip olmasınız diyedir. İnanmak, daha diri ve daha mutlu olmanın, daha çok yaşama sahip olmanın fırsatıdır: “İşte, nitekim ben inanıyorum: hayatı okşuyorum, çünkü Sen kokuyorsun!” (Rumi).
 
Peder Ermes Ronchi

Kaynak: http://www.qumran2.net/parolenuove/commenti.php?mostra_id=39774

 Üst sayfa