RABBİ GÖRDÜK!

Paskalya Devresi II. Pazar (A Yılı) (23 Nisan 2017)

İsa’nın görevinin başlangıcı ile havarilerin görevi arasında mükemmel bir benzerlik söz konusudur. Rab Mesih, Nasıra’daki mabette hemşerilerinin imansızlığından başlıyor. Son Akşam Yemeği zamanında havarilerin görevi de bu imansızlıklardan biri gibi görünmektedir.

Herkes İsa'yı övüyor, ağzından çıkan lütufkâr sözlere hayran kalıyordu. «Yusuf'un oğlu değil mi bu?» diyorlardı. İsa onlara şöyle dedi: «Kuşkusuz bana şu deyimi hatırlatacaksınız: `Ey hekim, önce kendini iyileştir! Kefernahum'da yaptıklarını duyduk. Aynısını burada, kendi memleketinde de yap.'»

«Size doğrusunu söyleyeyim» diye devam etti İsa, «hiçbir peygamber kendi memleketinde iyi karşılanmaz. Yine size gerçeği söyleyeyim, gökyüzünün üç yıl altı ay kapalı kaldığı, tüm ülkede korkunç bir kıtlığın baş gösterdiği İlyas'ın zamanında İsrail'de çok sayıda dul kadın vardı. İlyas bunlardan hiçbirine gönderilmediği halde, Sayda diyarının Sarafat kentinde bulunan dul bir kadına gönderildi.

Elişa peygamberin zamanında İsrail'de çok sayıda cüzamlı vardı. Bunlardan hiçbiri iyileştirilmediği halde, Suriyeli Naman iyileştirildi.» Havradakilerin hepsi, bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular. Ayağa kalkıp İsa'yı kentin dışına sürdüler. O'nu uçurumdan aşağı atmak için kentin kurulduğu tepenin yamacına götürdüler. 30Ama İsa onların arasından geçerek oradan uzaklaştı. (Luk 4,22-30).

İsa, hemen ilk başlangıçta, Havarilerinin tanıdığı ve tanıtmaya çalıştığı İncil’e, aniden ve çabuk bir iman ile karşılık verilmeyeceğini bilmelerini istiyordu. Zira havarilerin, yanlarına gittikleri insanlar, bir işaret, bir mucize beklentisi içine gireceklerdir; duyurulan inanışların gerçekliğinin, mantıksal kanıtlarla ortaya konulması gerektiğini savunacaklardır. Tomas, her bir insanın bu konuda mükemmel bir örneği ve görüntüsüdür. Hatta bundan daha fazlasıdır.

Tomas arkadaşlarına inanmıyordu, Hoca ile birlikte tam üç yıl boyunca birlikte yaşayan diğerlerine itimat göstermiyordu. Diğer insanlar ise onun için yabancı gibiydiler. Mesih’in var olduğunu bile bilmiyorlar ve kimin gerçek Allah olduğunu göremiyorlardı. Onikiler işte bu inanışla dünyanın dört bir yanına gideceklerdir: İncil’i müjdelemek kolay bir şey değildir, hemen sonuç alınacak bir görev değildir. Ama onlar İncil’i duyurmak için canla başla çalışacaklardır.

Görünüşe göre bugün Kilise, birçok çocuğu nezdinde bu zor İncil müjdeleme durumunu aşmak istemektedir. Nitekim birçokları kendi imanlı arkadaşlarına, her türlü gerçeklikten uzak ve doğaüstü, deneyüstü bir öğe sunmaya çalışmaktadır. Başkaları ise birkaç evrensel ahlaki ilke eşliğinde dünyaya bir şeyler sunarak, ortak bir yol bulmaya çalışmaktadır.

Ancak İsa, insan üzerine uyarlanmış bir İncil’i müjdelesinler diye havarilerini göndermedi. Onları, haç üzerine şekillenmiş bir İncil’i vaaz etmeleri için gönderdi. Bizler kendimize göre, kişisel bir İncil sunmaya çalıştığımızda, aslında Mesih İsa’yı inkar ediyoruz ve Rab İsa’nın saf gerçekliğindeki içeriklerden yoksun bir inanç sunmaya çalışıyoruz. Dirilişin müjdesi olmadan İncil’i sunmanın hiçbir faydası olmayacaktır. Bu durumda insanı kendi cahilliğinde bırakıp İsa’ya nasıl inanıyorsa öyle devam etmesi daha yararlı olurdu. Yalnızca gerçek İncil, gerçekliğini alan ve onu muhafaza eden kişi için güçlü bir kurtuluş eseridir.

Bakire Meryem, Kurtarıcının Annesi; Melekler, Azizler, İsa’nın İncil’inde bizi koruyunuz. Amin.



Apostolik Hareket
Kaynak: http://www.qumran2.net/parolenuove/commenti.php?mostra_id=39623

 Üst sayfa