Mesih’in dostu Aziz Antuan

Son on yıllarda ne çok “öğreti rüzgarı”, ne çok ideolojik akım, ne çok düşünce tarzıyla karşılaştık… Birçok Hristiyanın küçük düşünce sandalı, bu dalgalar yüzünden bir uçtan öbür uca sık sık çalkalandı: Marksizm’den Liberalizme ve aşırı özgürlüğe kadar; toplumsalcılıktan aşırı bireyselliğe; ateizmden bulanık bir dinsel mistisizme; şüphecilikten bütün dinlerin karıştırılmasına kadar, vs.
Her gün yeni mezhepler doğuyor ve Aziz Pavlus’un dediği doğru çıkıyor. Kilise’nin iman ikrarına göre net bir imana sahip olmak, çoğunlukla köktendincilik gibi görülüyor. Bütün yollar eşit olduğuna göre, çağımıza yakışan davranış buymuş gibi gösteriliyor.
Aksine; bizim tamamen başka bir ölçütümüz var: Allah’ın Oğlu, gerçek İnsan. Gerçek insancıllığın ölçüsü O’dur. Modanın akımlarına ve yeniliklere göre değişen bir iman, “yetişkin” bir iman değildir. Ancak Mesih’le dostluğa dayanan bir iman, derinlemesine yetişkin ve olgundur. Bu dostluk bizi iyi olan her şeye açar ve bizi doğru ile yanlışı, yanılma ve gerçeği ayırdedebilme ölçütünü verir.
Aziz Antuan; gerçekten Mesih’in dostu olan bir insandı. Bunun için vaazları, insanların yüreğine dokunan gerçeğe dayanıyordu. Onun aracılığıyla, Peder Allah’tan, onun gibi, gerçeğe tanıklık eden Mesih’in öğrencileri olabilmeyi isteyelim.
 
Aziz Antuan’ın Vaazlarından bir kesit
Aziz Antuan, 1195 yılında Portekiz’de, Lizbon’da doğdu. 1210’da Aziz Augustinus Rahipleri Manastırı’na girdi. İlahiyat eğitimini orada aldı. 1220 yılında, Fas’taki ilk Fransisken şehitlerinin maaşları Lizbon’a gelince, bunun Antuan üzerinde büyük bir etkisi oldu; böylece yeni doğmuş olan Fransisken ruhsal ailesine girme arzusu duydu.
Maceralarla dolu bir yolculuğun ardından Assisi’ye vardı ve orada Aziz Fransua ile tanıştı. Fransua onun vaaz yeteneğini fark edince, ona diğer Fransiskenleri eğitme görevini verdi. Vaiz görevi nedeniyle Fransa’nın güneyi ve İtalya’nın kuzeyi arasında birçok yolculuk yaptı.
Aziz Fransua, ona o kadar çok güvendi ki, onu birçok defa bölgesel başrahip atadı. 1229 yılına doğru, Padova Manastırı’na çekildi. Padova yakınlarında, 13 Haziran 1231 yılında öldü. Günümüze dek bu kadar tanınmış olmasının en büyük nedeni, vermiş olduğu sayısız vaazlardır. Şimdi dilerseniz, onun vaazlarından bir bölüm dinleyelim:
 
“Kutsal Ruh ile dolu olan, çeşitli dilleri konuşur. Çeşitli diller Mesih konusunda değişik tanıklıklardır: Böylece başkalarına, alçak gönüllülükten, yoksulluktan, sabır ve teslimiyetten söz ederken; bunları öncelikle kendimizde yaşayarak gösteririz. Eylemler konuştuğunda söz canlıdır.
Lütfen, konuşmalar kesilsin, eylemler konuşsun. Ne yazık ki, sözle zenginiz, eylemde boşuz. Bu nedenle Rab tarafından lanetleniyoruz… Aziz Gregorius şöyle diyor: ‘Söylediklerini uygulasın diye, vaaz veren kişiye Yasa verilmiştir. Eylemleri ile öğretisini yok eden kişi, yasa bilgisini boşuna över.’
Ancak havariler, Ruh’un lütfuna göre konuşuyorlardı. Kendi duygusuna göre değil, Ruh’un lütfuna göre konuşana ne mutlu! Çünkü bazıları kendi ruhlarına göre konuşuyorlar, başkalarının sözlerini çalıyorlar ve sanki kendilerininmiş gibi sunup onlara atıfta bulunuyorlar… O halde, Kutsal Ruh’un bize verdiklerine uygun şekilde konuşalım.”
 
Papa XVI. Benedikt, seçilmesinin arifesinde; Kilise’nin, kendi sözünü değil, Allah’ın Sözü’nü bildirmesi gerektiğini hatırlatıyordu. Aziz Pavlus’un dediği gibi, Mesih’te olgunluğa erişmeliyiz, böylece imanda yetişkinler olabiliriz. İmanda reşit olmaya çocuklar gibi kalmamalıyız. Aziz Pavlus bunun şöyle açıklıyor: “Böylece artık insanların kurnazlığıyla, aldatıcı düzenler kurmaktaki hünerleriyle, her öğretinin yeliyle çalkalanan ve öteye beriye sürüklenen çocuklar olmayacağız.” (Ef 4:14). İşte, çok güncel bir tanımlama!
 
Mons. Louis Pelâtre
Aziz Antuan Bayramı
13 Haziran 2005
 

 Üst sayfa